Bayburt´un Düsman isgalinden Kurtulusu
Örmedik Bayburtta biz o
baharı,
Size yeşil, size çiçek olsun
Açılır sonsuzluğun bütün kapıları,
Yeterki ruhlarda o hilâl olsun.
Yüceldikçe yeryüzünde ırkımızın vakarı,
Kanlarlımız size helâl olsun
Duyarız sesini bazı bazı,
Alırız selamınızı,
Kopdağının tepesinde bir Anıt.
Anıtın üstünde Bayrak,
Bayrakta bir rüzgar ılgıt ılgıt,
Alnımızda hürriyetin yazısı,
Alnımız nede ak
Birinci dünya savaşı sırasında Ruslar Kafkasyayı aşıp Erzurumu işgal
ettiler. Etekleri transit yolu üzerinde bulunan Bayburtu ele geçirmekti
emeli. Bu nedenle Bayburt üstüne saldırdılar. Ancak, Bayburtlular ile
birlikte bir avuç Türk askeri, düşmanı Kop Dağlarında çevirmişti. 6 ay gibi
bir süre adım bile attırmayarak bu dağlara çivilemişti. Bu çarpışmalar
sırasında Türk kuvvetleri 90.000 şehit vermiş, düşman ise 170.000 zayiat
vermişti. Bu nedenledir ki Milli Kahraman Mareşal Fevzi Çakmak Kop Savunması
için savaş anılarında İKİNCİ PLEVNE adını vererek tarihe mal etmiştir.
Bayburt başkan başa bir tarih olmuş ve bu topraklar bir kutsiyet kazanmıştır.
Her yörede toprağın özel bir kokusu vardır. Ancak, Bayburtta toprak bunun
dışında barut kokar, şan ve şeref kokar. Asıl önemlisi bir vatan kokar.
Çoruh değişir sanma!
Bu kan yine o kandır.
Asılsın sarp kalana,
Ay yıldızlı bayraklar,
Sana göz dikenlere,
Öptürürüz ayaklar
Değerli okuyucularım. Kurtuluş Savaşı yıllarını yaşayan Dağıstanlı Abdullah
Ustanın anılarını ilimizin kurtuluş gününde sizlerle paylaşmak istedim.
Abdullah Usta Kurtuluş yıllarını bakın nasıl kaleme almış: 1916 yılı
karakışında Erzurum Ruslar tarafından işgal edildi. Ben bu sırada Erzurumun
Kân köyünde askerdim. Ruslar bu hızla Bayburta yöneldiler. Ancak, Türk
kuvvetleri Rus ordularını Kop Dağlarında tutmuş, Bayburta geçmelerine izin
vermemişti. Halit Paşa komutasındaki kuvvetlerimiz bu dağlarda kahramanca
çarpışarak çok üstün düşman askerlerini geri çekilmek zorunda bırakmışlardı.
Düşman 16 Temmuz 1916 günü de Bayburta girdi.
Bayburt halkının çoğu bu sırada batı kentlerine göçe başladılar. Tam bu
sırada Rus Çarı nikolaya karşı Rusyada Bolçeviklik ihtilalı başlamıştı.
Ruslar bölgeyi, kendilerine klavuzluk yapan Ermenilere bırakmışlardı. Asıl
Bayburt işgali o zaman başladı.
Ermeniler masum halka etmediklerini bırakmadılar. Ama Bayburtlunun buna
aldırdığı bile yoktu. Düşmanı nerede yakalarsa orada bastırıyordu. Ermeniler
baktılar ki Bayburt ele avuca sığacak bir kent değil, başladılar akla hayale
gelmeyen mezalim ve katliama. Türk ordusunun en yakın zamanda yeniden
geleceğini bilen Ermeniler, yerli halkı ördürmek için planlar
hazırlıyorlardı.
Ermenilerin başında Bayburtun Varzahan köyünden olup, vaktiyle Rusyaya
gitmiş, onlara klavuzluk etmek için yeniden gelmiş Arşak Paşa isinde biri
bulunuyordu.
Arşak Paşa Bayburtun mahalle ve köylerinde yaptırdığı duyuru ile un, şeker,
konserve gibi çeşitli gıda maddeleri dağıtacağını birdirdi Her şeyden
habersiz temiz kalpli Bayburt halkı bu çağrıya inanarak söylenilen yerde
toplandılar. Daha önceden arka sokaklara yerleştirilmiş olan ermeni
askerleri derhal yerlerinden çıkarak onları kuşattılar. Silahlı ermeni
kuvvetleri bu masum halkı süngü zoruyla götürüp Sarı Hamdinin taş
mağazalarına hapsettiler. Ayrıca daha önceden tespit ettikleri ve
erkeklerini de hapsettikleri evlerle baskın yaparak at ve taşıt hayvanlarını
alıp ev halkını da süngülemekten en ufak bir vicdan azabı duymadılar.
Gelelim taş mağazalarda hapsedilen Müslüman kardeşlerimize; Ermeniler sıra
ile bu mağazaların kapılarını açıp içindekileri yaylım ateşine tutmaya
başladılar. Bunun ardından da mağazalara girip yaralıları süngüden
geçirdiler. Daha sonra da üzerlerine gaz döküp yakmak vicdansızlığından geri
kalmadılar. Sıra içlerinde Dağıstanlı Abdullah Ustanın da bulunduğu başka
bir taş mağazaya gelmişti. İçeride ikiyüzün üstünde Müslüman Bayburtlu halk
vardı. Abdullah Usta, Ermeniler tarafından yaralanarak yakalanmıştı. Yaralı
olduğu halede 22 yaşındaki bu Türk genci durumun kötülüğünü görünce elinle
geçirdiği bir demir parçası ile mağazanın altındaki salt taşlarlı sökmeye
başlıyorlar ve bunları kapının arkasına yerleştiriyor. Kapının açılmadığı
gören Ermeniler başlıyor tehdit savurmaya. Bir yanda da kapının üzerinden
yaylım ateşi açmaya. Bu sırada içerdekiler de ellerine geçirdikleri taşlarlı
mağazanın pencerelerinden Ermenilere atmayla başlıyorlar. Bu taşlarla iki
ermeniyi öldürürler. Bunun da kar etmediğini gören Ermeniler mağazanın
damını delerek içeriye ateş ve bomba atıyorlar. Dağıstanlı Abdullah, kendine
has bir çeviklikle onların attığı bu bombalarlı kapıp yeniden dışarıya
fırlatıyor.
Tam bu sırada diğer ermeni kuvvetleri de Bayburtun Trabzon yolu üzerindeki
Binbaşı Hanı adı verilen ve Ruslar tarafından daha önce mühimmat ambarı
olarak kullanılan bir binayı Türk orduları gelerek ele geçirecekler diye
Arşak Paşaya haber vermeden uçuruyorlar. Bu gürültüyü Türklerin gelişi sanan
mağazaların önündeki Ermeniler paniğe uğrayarak yakıp yıktıkları Bayburtu
terk ettiler.
Kaleme alan: Bahattin
Odabasi
CAMiiLER

1-
BAYBURT ULU CAMİİ
Anadolu Selçuklu
Sultanlarından II. Gıyaseddin Mesut (1282 1298) zamanında yaptırıldığı
kabul edilen caminin pek çok onarımlar gördüğü bilinmektedir. Son olarak
1967 yılında tümü ile ele alınıp ana plana uygun olarak yaptırılan caminin
minaresi , mihrap önü kubbesine geçişi sağlayan mukarnaslı tromplardan bir
kaçı ve asıl ibadet alanına açılan iki kapı orijinal yapıdan kalmaktadır .
Caminin kuzey doğusunda bulunan minaresinin kaidesinde geçirdiği son büyük
onarımı belgeleyen 1850 tarihli kitabe bulunmaktadır . Kare kaideli
minarenin sekiz yüzlü pabuçluğunda ve yuvarlak gövdesinde geometrik ve bitki
motifli mozaik çiniler Anadolu Selçuklu çinilerinin ilginç özelliklerini
sergiler . Ayrıca caminin son cemaat yerinde beş kitabe mevcut olup , bu
kitabelerden mihrabın iki yanında yer alanlar Osmanlıca iki ferman metnidir
ve kadınların çalışma düzeni ile ilgilidir . Mihrabın hemen üstündeki kitabe
Arapça bir kümbet kitabesidir ve 619/1222 tarihlidir . Dış duvar üzerindeki
kitabe ise bir medrese kitabesidir , 1293/1820 tarihlidir . Son cemaat
yerinin batı duvarındaki kitabe tamamen okunamamıştır .
2-
PULUR (GÖKÇEDERE) FERAHŞAT BEY CAMİİ
Demirözü ilçesine bağlı Pulur
(Gökçedere) kasabasında Akkoyunlulardan Korkmaz Beyin oğlu Ferahşat Bey
tarafından 1517 M. (923 H.) yılında yaptırıldığı anlaşılmaktadır . Yapı
Osmanlı mimarisindeki tek kubbeli cami tipindedir . İki renkli kesme
taşlardan özenle yapılmış olan caminin dışardan değişik malzeme kullanımı
açısından ilk dikkati çeken yerlerinden birisi tuğladan minaresidir .
Ferahşat Bey yapılar topluluğunun cami , medrese , han , hamam , imaret ve
konuk evinden oluştuğu bilinmektedir .Günümüzde han , imaret ve konuk
evinden hiçbir iz kalmamış olup hamam ise harabe durumdadır .
3-
SÜNÜR (ÇAYIRYOLU) KUTLU BEY CAMİİ
Akkoyunluların kurucusu Turali
Bey oğlu Fahrettin Kutlubey tarafından yaptırılan caminin , kapısı
üzerindeki kitabeden M.1550 (H.957) yılında onarıldığı anlaşılmaktadır .
Caminin minaresi ise M.1676 (H.1087) tarihli bir kitabeye sahiptir . 1548 de
İran Şahı Tahmasp ordusu ile bu bölgeye hücum ederek etrafı yağma ettikleri
gibi rast geldikleri insanları öldürmüşlerdir , bazı cami ve medreseleri
yıkmışlardır . Bu arada Kutlu Bey Camii de tahrip edilmiştir . Cami ayrıca
Kanuni Sultan Süleyman döneminde (1550 yılında) onarım geçirmiştir .
4- YUKARI
HINZEVEREK (ÇATALÇEŞME) CAMİİ :
Demirözü ilçesi Çatalçeşme
köyünde bulunan caminin üzerinde kitabe mevcut değildir . Ancak Pulur ve
Sünüre yakın olması ve taşıdığı özellikleri itibariyle birbirine benzemesi
caminin bir Akkoyunlu eseri olduğu kabul edilmektedir . Cami değişik
zamanlarda onarım görmüştür.
5- YAKUTİYE
(YENİ) CAMİİ
Bu cami Bayburt Cumhuriyet
Caddesi üzerinde , eski Yakutiye Medresesinin bulunduğu alan üzerindedir .
Vakıflar Genel Müdürlüğünün ve Bayburt halkının yardımlaşması ile 1913 -
1915 yılları arasında yapılmıştır . Cami ve minaresi tamamen kesme taştan
olup , işçiliği taş işleme sanatının güzel örneklerindendir .
6- ZAHİT
EFENDİ CAMİİ :
Merkez Zahit Mahallesinde
bulunan cami 1514-1515 tarihleri arasında bu gün aynı mahalleye ismi verilen
Zahit Efendi tarafından yaptırılmıştır . Birkaç kez onarım gören cami ve
minaresi orijinal yapısını muhafaza etmektedir . Evliya Çelebi Bayburtu
ziyaretinde bu camiden bahsetmiştir .
7-
PULUR (GÖKÇEDERE) MEDRESESİ
Pulur Camii avlusunda
bulunmakta olan ve L şeklinde tek katlı bir yapıdır. Ferahşat Bey tarafından
yaptırıldığı sanılan Medrese daha sonra Akkoyunlu soyundan Süleyman Bey
tarafından onarılmıştır . Medresenin 1517 yılında bitirildiği sanılmaktadır
. Medresenin girişlerinde Farsça beyitler mevcuttur .
8- BEDESTEN
(TAŞHAN) :
Bayburt Bedesteni Ulu cami
yakınında ve çarşı içerisindedir . Ne zaman yapıldığı belli değildir .
Geçirdiği bir yangından sonra kitabeleri kaybolmuştur . Bu gün depo olarak
kullanılan Bedesten üç bölümden meydana gelmektedir . Evliya Çelebi XVII.
Yüzyılı başında Bayburtu ziyaret ettiğinde bu Bedestenden Gayet , süslü ve
zarif diye bahsetmektedir .