EFSANELER
Yurdumuzun her köşesinde olduğu gibi , Bayburtta da yüzyıllardan beri
dilden dile söylenerek gelen efsaneler mevcuttur . Bu efsanelerde diğer tüm
efsanelerde olduğu gibi insanları hep doğruluğa , güzelliğe ve iyiliğe
yöneltirler . Bayburtta dilden dile dolaşan 1 Dikmetaş , 2 Guggi , 3
Ejderha , 4 Kaybolan nehir gibi efsaneler mevcuttur .
DİKMETAŞ EFSANESİ
Bayburttan 20 km. uzaklıkta bulunan Değirmencik köyü yol güzergahında
Buğdaylı yol ayırımı üzerinde, hemen Çoruh Nehri yanında ilk bakışta bir ot
yığınını andıran ve dikmetaş adı verilen bir taş yığını vardır. Rivayete
göre bu taş yığını , önceden bir ot yığını imiş , otlar zengin bir Keşişe
aitmiş , çok şiddetli geçen bir kış mevsiminde kışın uzun sürmesi çevre köy
çiftçilerini zor duruma düşürmüş . Çiftçilerden birisi hayvanlarını
kurtarmak için , bu keşişten ot istemiş . Keşiş önce ot vermek istemişse de
sonra ot isteyen çiftçinin güzel kızına karşılık ot verebileceğini söylemiş
.
Çiftçi kızına ; birkaç bağa karşılık kendisini isteyen keşişin teklifini
bildirmiş . Fakat gece sabaha kadar ağlayıp keşişe beddua etmiş , türküsünde
şöyle demiş :
Estir kaba yel estir
Bu gün dağlara destur
Gavurun yığınını
Sabahan daş kestür
Gerçekten o sabah bir mucize olmuş , güneyden bir kaba yel esmiş , bütün
çevreyi sarsmış , karlar erimiş ve otlar meydana çıkmış . Keşişin ot yığını
bir taş yığını haline gelmiş . Efsanede adı geçen taş yığını halen varlığını
muhafaza etmektedir .
EJDERHA EFSANESİ
Doğu Anadoluyu kuzeye bağlayan en önemli yol Erzurum Trabzon Transit Yolu
dur . Kış aylarındaki kar fırtınaları ile tanınan Kop ve Zigana gibi zorlu
tepelerden geçen bu yol ayrıca tabii güzellikleriyle de dikkati çekmektedir.
Yol üzerinde sakin yerleşme merkezi gelip geçenlerin hafızalarında
unutulmayacak izler bırakan yurt köşeleridir.
Bayburtu Gümüşhaneye bağlayan yolun 18. km. sinde , sağ tarafta bir dağın
eteğine kurulmuş Nişantaşı (Osluk) köyü vardır . Köyün eteğin de kurulduğu
dağın üzerinde , yılan şeklinde ve kıvrıla , kıvrıla köyün üzerine doğru
gelen bir taş yığını vardır . İskelet de diyebileceğimiz şekil şaşılacak
derecede yılana benzemektedir. Köyün içerisinde son bulan baş kısmı tam bir
yılan baş kısmını andırmaktadır . Boyu ise yüz metre kadardır.
Bu yılan ejderha üzerine muhtelif efsaneler anlatılmaktadır . Bunlardan
bir iki tanesini sunuyoruz . Halk ejderha dediği büyük bir yılanın köye
gelmekte olduğunu görür , evlerini terk edip kaçmaya başlarlar . Yaşlı
olduğu için fazla uzağa gidemeyen bir kadın çaresizlik içinde bir yere
çömelir . İhtiyar kadın burada ejderhanın gelip kendisini yemesini beklemeye
başlar . Diğer taraftan da Allaha dua eder , şöylece yalvarır : Allahım
ya beni taş kes , ya onu . İhtiyar kadının duaları kabul olur ve ejderha
gelebildiği son noktada taş kesilir .
Benzer bir anlatmada ise ; yaşlı kadının yerini hamile kadın alır . O da dua
eder , dualarının kabul olmasıyla ejderha taş kesilir .
Bahsedilen ejderha şekli halen köyün üzerinde durmaktadır . Yalnız önceleri
samanlık olarak kullanılan ağız boşluğu ve çene kısımları kırılarak taş
temini amacıyla tahrip edilmiştir . Bayburt Trabzon istikametinde seyreden
yolcular dikkatli bakarlarsa anayoldan bu ejderhayı görebilirler .
BAYBURTTA YEREL SEYİRLİK
EĞLENCE TÜRÜ OYUNLAR
Yurdumuzun her yöresinde olduğu gibi , Bayburtta da o yöre insanlarının
fikir ruh ve mizahi açıdan zekâsını ortaya koyan bir çok oyun vardır .
Oynanan oyunlar , belli bir yaş gurubunca oynanır ve o gruba hitap eder .
Bayburtta oynanan ve seyirlik eğlencelik oyunlar üç ana bölümde
incelenebilir :
1 Çocuk oyunları
2 Kadın oyunları
3 Erkek oyunları
Şimdide bu oyunlar hakkında bilgi verelim .
ÇOCUK OYUNLARI
Çocuk oyunları mahalle veya köyün boş bir sahasında oynanır . Genelde
oyunların tümünde ebe diye tabir edilen ve oyunu yöneten bir çocuk bulunur
. Ebe oyunun ceza ve ödüllendirilmesi ve akışını yönlendirir , ebe oyundan
oyuna değişebilir . Yörede oynanan çocuk oyunlarından bazıları şunlardır :
1 Alda vur , 2 Arabir , 3 Aşuh oyunları , 4 Kırdı kırdı , 5 Tugara
gördüm , 6 Konç , 7 Lep , 8 Tıka , 9 Yersiz , 10 Bilye oyunları ,
11 Emen , 12 Gubbe , 13 Haray , 14 Deveci vb.
Tugara gördüm : Oyuncu sayısı en az sekiz olmalıdır . Oyuncular iki gruba
ayrılır . Oyun daha ziyade Ramazan gecelerinde oynanır . Oyuncuların
haricinde bir de hakem vardır . Oyuncu grupları arasında yazı tura atılarak
ebe grup seçilir . Hakem ebe grupla kalır . Burası emendir . Diğer grup
kaçarak saklanır . Bir süre sonra hakem azat ederim diye bağırır , ebe
grup saklanan arkadaşlarını aramaya koyulurlar.
Hakem ebelerin bulundukları yeri saklanan arkadaşlarına yüksek sesle
bildirir. Mesela Cami önündeyiz , falan sokağa gidiyoruz vb. gibi . Ebe
grup , diğer arkadaşlarından birini görürse Tukara gördüm...Gördüm der
emene doğru koşar . Görülen oyuncu yanış olur . Saklanan oyuncular ebelere
görünmeden sırtlarına atlamaya çalışırlar . Ebeyi yakaladıklarında emene
kadar binerler. Şayet ebeler saklanmış olan arkadaşlarından önce emene
koşarlarsa diğer , çoğunluğa bakılır . Çoğunluk ebelerde ise , ebe grubu
değişir , diğer grup ebe olur , oyun tekrarlanır .
Aşuh (Aşık) oyunları : Tarihi çok eski bir çocuk oyunu olan ve günümüzde
artık çocukların pek oynamadığı aşuktan bahsetmenin kültür değerlerimiz
açısından önemli olduğuna inanıyoruz , şöyle ki oyunda geçen bir takım
deyimler Kaşgarlı Mahmudun 1068 1072 yılları arasında yazdığı bilinen
Divanı Lügat it Türkte geçmektedir.
Koyun , keçi , oğlak ve küçük danaların ayaklarından çıkan aşıklar ,
çocuklar için birer oyun aracıdır . Aşıklar genelde boya ile boyanır ,
sağaların belleri bakır telle sarılır ve ortaları delinerek ağır olması için
kurşun akıtılır . Sağa tabir edilen ağır ve büyük aşıklar oyuncunun
elindeki seçilmiş aşıktır , her oyuncunun bir sağası vardır .
Sokakta ve evlerin damlarında oynanan , aşuk oyunlarını sadece erkek
çocuklar oynar . Aşuklşarın yüzleri çiğ , seg , tög , mire , alçı gibi
isimler alırlar . Bir daire içersine dizilen aşıklar birkaç metre uzaktan
sağalarla atılarak daireden dışarıya çıkarılmaya çalışılır , bu oyuna çızı
oyunu denir . Çizgi dışına çıkarılan her aşuk , çıkaran oyuncuya ait olur .
Aşuk çıkarmayan oyuncu , oyunu rakibine bırakır , böylece aşukların tamamı
daire dışına çıkıncaya kadar oyun devam eder . Aşukları biten çocuğa
uduzdun denir . Bu oyundan başka mire diye tabir edilen bir başka oyun
şeklinde ise ortaya oynayan oyuncu sayısı kadar aşuk dizilir . Dizilen bu
aşuk kümesine birkaç metreden sağa denilen aşukla şeğleme yapılır . Aşuk
mire gelirse kümenin olduğu yerden bunu vurmak için diğer oyuncular
sağalarını atarlar , vuran çocuk diğerlerinden birer aşık alır mire gelen
sağa vurulmazsa sahibi diğer oyunculardan birer aşuk alır . Şeğlenen aşuk
mire gelmezse diğer oyunculardan küme etrafında aşuklarını şeğlerler . Sonra
bir çocuk tarafından aşuk kümesine sağa ile atış yapılır . Küme dağılırsa
sağanın yüzlerine uyan aşuklar , oluşuncaya kadar vurulur sonra tekrar küme
kurulur . Kazanan oyuncu arkadaşlarından birer aşuk alır oyun böyle devam
eder
KADIN OYUNLARI
Kadınların özellikle genç kızlarımızın kendi aralarında oynadıkları bu
oyunlar önemli günlerde sergilenir . Oyular genel olarak kuralları ve kültür
öğelerinin ışığı altında oynanır . Genç kızların ve kadınların sundukları
oyunları yaşlılar izleyici olarak izleler . Kına gecelerinde oynanan oyunlar
genellikle damat tarafından gelen Yenge tabir edilen kişilere yönelik
olarak düzenlenir ve yengeler tarafından oyun düzenlere bahşişler verilir.
Ayrıca Bayburtta insanları bir araya getiren önemli günleri herfene deyi
tabi edilen bir buluşma şekli vardır. Mesela genç kızlar her hangi bir günde
kendi aralarında anlaşmak suretiyle her kez kendisine uygun hazırladığı
yiyecekleri getirerek eğlence düzenlenir . Bu günkü bayanların kendi
aralarında gün diye ifade ettikleri olay Bayburtta yıllardan beri eski
bir Türk geleneği olarak herfene adı altında devam etmektedir . Bazı kadın
oyunları :
1 Yüzük bulma
2 Mendil kaybetme
3 Nesi var
4 İs
5 Hoca vb.
ERKEK OYUNLARI
Erkek oyunları da diğer oyunlar gibi belirli kaideler içerisinde oynanır .
Genellikle önemli günlerde mahalle veya köyde bir araya gelen gençler
eğlenmek , hoş vakit geçirmek amacıyla oyunlarını sergilerler . Erkek
oyunlarında oyunlar oynanırken ebe veya delikanlı başı oyunları yönetir
ve yönlendirir . Oyun alanında bulunan her kez oyuna katılır ve oyun sonunda
verilen cezaya en yaşlı kişinin hakemliğinde ceza hafifletilebilir .
Gençlerin oyunlarına örnek verecek olursak , 1 Her kez benim gibi olsun ,
2 Dişçi , 3 Kabak , 4 Berber , 5 Vızdız , 6 Sivri sivri , 7
Karalı , 8 Bezir çıkarması , 9 Minder altı , 10 Kalaycı ve körüğü vb.
Herkes benim gibi olsun : Bayburtta sağdıç gecelerinin güzel oyunlarından
biridir . İzin alınmadan ve gizlice oyuna başlanır . Oyunu yapacak kişiler
gizlice dışarı çıkarlar , biri belinden yukarı soyunur ve palaska elinde
koşarak gençlerin bulunduğu odaya girer , elinde ki palaskayı sağa sola
vurarak herkes benim gibi olsun diye bağırır . Toplulukta bulunanlar bir
taraftan belden yukarı çıkarırken , palaskadan nasiplerini almamak için sağa
sola doğru koşarlar . Herkesin belden yukarısını soyunduğu anda , dışarıda
bekleyen ikinci kişi içeri girer ve herkes benim gibi olsun diyerek çıplak
olanlara vurmaya başlar. Çıplak olanlar palaskadan kurtulmak için acele
giyinmeye çalışırlar ve herkes giyindiğinde oyun biter .
Cirit : Gençlerin oynadıkları oyunları sayarken , onların büyük tutkusu ata
yadigarı ciritten de bahsetmeden geçilmeyeceğine inanıyoruz , ata
sporlarımızdan biri olan cirit yıllarından beri Bayburtta oynanmaktadır .
Uzun zaman boyunca , geleneksel bir kimlik içerisinde kendi koydukları ve
oluşturdukları kurallarla yapılan cirit oyunu , günümüzde kurulan Atlı Spor
kulüpleri vasıtasıyla Geleneksel Spor Dalları Federasyonuna bağlı Atlı Cirit
Müsabaka talimatı doğrultusunda yürütülmektedir .
Atlı Cirit Müsabakaların da her takım 7 asıl ve 2 yedek atlı sporcudan
oluşur . Oyuna en az 7 atlı sporcu ile başlanır . Oyun 40 dakikalık iki
devre halinde 80 dakika oynanır , 10 dakika devre arası verilir . Oyun
esnasında atlı oyuncu sayısı 5den aşağı düşerse o takım yenik sayılır .
Nizami 40 x 120 metre ebatlarında ki düzenlenmiş taşsız az kumlu sahalarda
oynanır , ciritçi eline 110 cm uzunluğunda , oval başı 3 cmden arkaya doğru
2 cm olacak şekilde hazırlanmış ahşap sopa (Değnek) kullanılır . Değneği at
üzerindeki oyuncu rakip oyuncuya atar . Değneğin diğer at üzerindeki rakip
oyuncuya değmesi , rakip oyuncu tarafından tutulması , rakip oyuncunun
arkadaşlarının değneği atan oyuncuya hamle yapması , ata kasten vurulması ,
ciritçinin atına haşin davranması belirli puanlamayı gerektirir , sonunda en
çok puanı alan takım oyunu kazanır .

BAYBURT HALK OYUNLARI
Bayburt folkloru , Türk folkloru içerisinde önemli bir yer oluşturur . Halk
oyunları , türküleri , manileri , masalları , ve efsaneleri ile gerçekten
Türk insanının , ruh ve fikir yapısını kaderde , kıvançta , tasada bir
olmanın , beraber olmanın en güzel örneklerini sergiler . Bayburt yöresinde
oynanan halk oyunlarına BAR denir . Bar sözcüğü genelde el birliği , gönül
birliği ,ve beraberliğin oyun şeklindeki ifadesidir .Bar bir meydan oyunudur
. El ele tutuşmuş , gönül gönüle vermiş yiğitlerin düğünde , bayramda ,
askere giderken kısaca her önemli günde hep aynı ruh coşkusu ile davul
zurnanın eşliğinde topluca oynadıkları oyunlardır. Bayburt halk oyunları
bulunduğu coğrafi yapı itibariyle çok farklı bir yapı arz eder . Doğu
Anadolu ile Karadeniz Bölgesi arasında bir geçiş noktası olması nedeniyle
tüm folklor değerlerinde olduğu gibi halk oyunlarında da değişik yapı
oluşturmuştur .Kimi kez Karadeniz oyunları gibi hareketli ve canlı , kimi
kez Doğu Anadolu oyunları gibi ağır ve vakur oynanır.
Bayburtta oynanan halk oyunları genelde erkek ve kadınlar tarafından ayrı,
ayrı oynandığı gibi birlikte oynanan oyunları mevcuttur . Özellikle şehir
merkezindeki düğünlerde , kapalı yerlerde oynanan oyunlarda , halk arasında
ince çalgı diye tabir edilen Keman , Ut , Klarnet , ve Def gibi çalgılarla
da oyunlar oynanmaktadır .
BAYBURT ERKEK BARLARINDAN BAZILARI
1 Baş bar 13 Sallanma
2 Baytar barı 14 Mero (şevvali)
3 Aşurma barı 15 Saç Bağı (ey gül dalı)
4 Cantemür (Temur ağa) 16 Sarhoş barı
5 Hançer barı 17 Sarı kız
6 Hoş bilezik 18 Sekme barı
7 Köstek barı 19 Sıksaray
8 Kotan barı 20 Şillo
9 Kut kut barı 21 Sürütme
10 Lazutlar 22 Tavuk barı
11 Mehmet Turan barı 23 Ters ayak
12 Mektebin bacaları 24 Tiliko
25 Tillara 26 Veysel barı (Dört ayak)
27 Yılan inceden öter 28 Umudun barı
29 II. Bar 30 Kuşburnu pirlenirmi
31 Papuri 32 Deli kız
33 Hoynarı 34 Dello
35 Daldalar 36 Serçe

BAYBURT KADIN
BARLARINDAN BAZILARI
1 Yılan inceden öter 8 Tiliko
2 Saç bağı 9 Şillo
3 Kuşburnunun kurusu 10 Hanım barı (dur yerinde)
4 Kuşburnu pirlenirli 11 Deli kız
5 Veysel barı 12 Gelin gel bara
6 Serçe 13 Lazutlar
7 Koçları vurdum dereye
EL SANATLARI
Bayburtta bu gün devam edilen en önemli el sanatları kilim , seccade ,
ihram taş ve bakır işçiliğidir . Özellikle kilim , seccade ve ihramın
Bayburtta ayrı bir önemi vardır . Orta Asya dan Anadoluya dalga, dalga
gelen Türk boyları Asyadan getirdikleri geleneksel dokuma sanatını aynen
burada sürdürmüşler , yöreden elde edilen yünleri kendi yöntemleri ile
boyamışlar ve bir renk cümbüşü , bir ahenk içerisinde dokuyup hizmete
sunmuşlardır.
Evliya Çelebi nin 17. yy. başlarında ki ziyaretinde Bayburttan bahsederken
şehirdeki boya hanelerde boyanan yünlerden kilim ve seccadelerin Avrupaya
kadar gönderildiğinden bahsetmektedir . Yine Bayburtlu kadınların örtünmek
amacıyla yünden çeşitli renk ve motifte , ihram diye tabir edilen bir el
sanatından bahsetmek gerekecektir.
İHRAM (Ehram)
Bayburt el sanatlarında ihram önemli bir yer tutar. Yörede ihram veya ehram
olarak tabir edilen , tamamen yünden ihram tezgahında dokunmak suretiyle
hazırlanan ve Bayburtta bayanların örtünmek amacıyla kullandığı yerel
giysidir . Eski bir Türk geleneği olan ihram dokuma sanatının tarihi
Bayburtta eskilere dayanır . Ham maddesi koyun yünü olan ihram genç
kızların ve kadınların maharetli ellerinde bir sanat eseri olur ve şekil
bulur ve dokunur . İhramda renk çok önemlidir . Genelde beyaz genç kızların
, mor , boz orta yaştaki kadınların , mor siyah ihram ise yaşlı kadınların
tercih ettiği ihramlardır . 1,5 x 2 metre ebadında yapılan ihram için
temizlenmiş yaklaşık 2,5 kg. koyun yünü gereklidir . Günümüzde ihram olayı
eskisi kadar fazla kullanılmadığı için asıl görevi olan örtünme yanında
yatak örtüsü , modern ize edilmiş kadın giysileri (yelek , heybe , şal ,
fular vs. ) kravat gibi gayelerle de kullanılmaktadır . İhram renkleri
yanında üzerinde bulunan desenlerle adlandırılır . Bunlar ; arı dala ters
kondu , pirinç deni , elma şeleği , kar tanesi , çark yıldızı , uçan kuşlar
, gordo , mercimekler ve elifler vb. gibi .
GELENEK ve GÖRENEKLER
KIZ İSTEME
Evlenme çağına gelen oğullarını evlendirmeye karar veren ailede , oğlanın
annesi akrabalarından birkaç kişiyi de yanına alarak evlenme çağında kızı
olan evlere veya tavsiye edilen kız evlerine giderek kızlarına bakarlar .
Baktıkları kızlarda güzellik , güzel ahlak , el becerisi ve benzeri
meziyetler ararlar . Özellikle kız bakmaya sabah erken gidilir , kızın
tertip , düzenine ve çalışkanlığına bakılır . Kız beğenilirse ayrıca
yakınlarıyla birkaç defa gidip baktıktan sonra istemeye gidilir . Oğlanın
annesi ve yakınları kızı annesi ve yakınlarından isterler . Eğer kızın
ailesi verme taraftarı değilse , kızımız küçük diyerek işi geçiştirirler .
Kızı verme taraftarı iseler kızın annesi birkaç gün müsaade isteyerek
babasına ve büyüklerine soracağını bildirir . Oğlan tarafı birkaç gün sonra
tekrar giderek kızı ailesinden bir kez daha isterler . Kızın annesi Allah
yazmışsa ne diyelim diyerek işi erkeklere bırakır . Bu durum kızın
verildiğine işarettir . Oğlan tarafından bir gurup erkek kızın babasını
ziyarete giderek bir de kızı babasından ister . Babası da kız verecekse
Allah yazmışsa ne diyelim , her iki taraf içinde hayırlı uğurlu olsun der
. Bunun üzere kız istemeye giden erkekler kızın babasından pusula ( kız için
oğlan tarafından isteklerini belirten liste ) isteyerek , kızın babasının
yanından ayrılırlar . ( Bu pusulaya aynı zamanda kesirde denir ) Kız tarafı
altın , mobilya ,en (elbiselik kumaş) ve varsa diğer isteklerde bulunur .
Oğlan tarafı pusulayı fazla bulursa , istekler üzerinde anlaşmaya çalışır ,
anlaşamazlarsa bu iş biter . Anlaşılır veya direk kabul edilirse , kahve
içme günü tespit edilir . Kahve günü sabahı oğlan tarafı şeker , kolonya ,
lokum , sigara ve kahve gönderir . Kız tarafının tespit ettiği mahalle
odasında kahve içmek için erkekler toplanır . (Buna aynı zamanda tatlı kahve
denir) Burada oğlan tarafı yaşlı temsilcileri kızı tekrar isterler , kız
tarafı da verdiklerini belirttikten sonra kahve içilir . Şeker , lokum ikram
edilir . Sonra bir tepsinin içerisinde oğlanın babasına veya ailenin
büyüğüne bir kahve daha gelir . Oğlanın babası veya ailenin büyüğü kahveyi
içtikten sonra ikram yapan gençlere verilmek üzere tepsiye bahşiş bırakır .
Dua edilir ve topluluk dağılır .
NİŞAN
Nişan günü tespit edildikten sonra oğlan tarafından birkaç kişi kızı ve
yanına bir yakınını da alarak çarşıya çıkarlar . Nişan için gerekli olan
malzemeler , nişan ve nikah kıyafetleri , hamam takımı , ayakkabı , çanta ,
terlik , kızın yakınlarına hediye vs alınır . Alınan bu eşyalara nişan
selesi denir . Bu nişan selesi oğlan evinde serilir komşu ve yakınlarına
gösterildikten sonra kız evine gönderilir . Gelen sele kız evinde tekrar
serilerek komşulara ve yakınlara gösterilir . Nişan günü oğlan tarafı kız
tarafına gider önce yemek yenir , sonra kızın yüzüğü ve takıları takılır
eğlenilir ve topluluk dağılır . Kız tarafı oğlanın yakınlarına tatlılık
olsun diye nişana gelenlerle bir tepsi baklava gönderirler . Nişandan sonra
kız tarafı gelen nişan selesinin karşılığı olarak damat ve yakınlarına
hediye gönderirler . Buna , nişan selesinin geri dönmesi denir . Bir müddet
sonra oğlan tarafı peştimbal hamamı yapar . Hamama gelen davetlilere kız
tarafından çörek , oğlan tarafından meyve dağıtılır , eğlenilir ve oynanılır
.
Nişanlık süresi içinde tespit edilen bir gün , kız evine nikah memuru
götürülerek kız , oğlan ve her ikisinin şahitleri huzurunda sade bir törenle
resmi nikah yapılır . Tatlı kahve ile düğün arasına ramazan rast gelirse
ramazanın on beşinci gecesi oğlan tarafından bir grup , kız tarafına gider
altın ve hediyeler götürür , eğlenilir ve sahur yemeği yenilerek geri
dönülür . Buna on beşi denilir . Ramazan bayramında altın , hediye vs
gönderilir . Kurban bayramında ise koç süslenir , koçun boynuna lira ,
bilezik veya beşlik takılır ,diğer hediyelerle birlikte kız tarafına
gönderilir .
DÜGÜN
Düğün günü kararlaştırıldıktan sonara , kız ve bir yakını alınarak çarşıya
çıkılır . Gelinlik , çeşitli kıyafetler , ayakkabı , terlik kızın annesine
süt hakkı adı altında bir hediye ve ayrıca yakınlarına da değişik
hediyeler alınır . Alınan bu eşyalara ayrıca çeşitli enler (elbiselik kumaş)
, çerez , kına ve pusuladaki altınlar önce oğlan tarafında gösterilir ,
sonra sandığa konularak kız tarafına gönderilir . Kıza giden çerez küçük
paketler halinde hazırlanarak kız evi etrafından sandığa bakmaya gelenlere
verilir . Düğünden 15 gün öncesinden başlayarak kız , yakınları tarafından
yemeğe alınır ve bu yemeklerde çeşitli eğlenceler yapılır , buna kınaya
çıkma denir . Düğünden birkaç gün önce kızın çeyizleri arkadaşları ve
yakınları tarafından yıkanır , ütülenir ve serilir . Sonra çeyiz yakınlara
ve komşulara gösterilir , toplamada önce oğlan tarafının büyükleri ,
mahallenin muhtarı , hocası kız evine giderek bütün eşyaların fiyatlarını
tespit ederek bir liste çıkarırlar , buna çeyiz yazma denir . Giden guruba
şerbet ikram edilir . Yazılan çeyiz toplanır , sandığa yerleştirilir ve
eşyalarla birlikte sandıkta olan eve götürülür . (Sandık evden çıkarılmadan
kız tarafında bir çocuk sandığın üzerine oturarak bahşiş alır ) Gelen çeyiz
kız tarafından gelen hanımlarca kızın geleceği eve serilir , yerleştirilir.
Düğünden iki gün önce gelin hamamı yapılır . Hamamdan sonra gelin kız
sağdıcının evine gider o gece sağdıcın evinde yatar , eğlenir oyunlar
oynanır . Ertesi gün kızın evine gidilir ve o gece kızın evinde baş örme (kına
gecesi) yapılır . Yemekler yenir , oyunlar oynanır , eğlenilir.
Bu arada gelin içeriye girer yengelerden biri gelinin ayağına ayak eni serer
, gelin ve sağdıçlar ellerinde mumlar , büyüklerle ve oğlan evinden
gelenlerle görüşür ve kenara çıkar . Ayak eni toplanır baş sağdıca sağdıç
eni asılır . Kaynana ve oğlan evinden birkaç kişi geline para ve pul
serperler , takılar takılır . Bitince takan kişi arkaya geçerek gelinin
başını tutar ve kaynana baş parası verir . Oğlan tarafından gelenlerden ,
baş sağdıca el parası toplanır , oyunlar onanır eğlenilir . Oğlan evi izin
ister gider . Oğlan evinin genç kızlarından birkaç tanesi kalır . Eğlenceye
başlanır . Geç saatte gelin kızın eline , sağdıcı tarafından kına yakılır ,
kına yakımı sırasında gelinin ağlaması gelenektir . Türküler söylenerek
özellikle gelin ağlatılır . Kına gecesi türkülerinden örnekler :
Atladım, atladım çıktım eşiği
Kırılsın , kırılsın kızlar beşiği
Kaldırın sofradan kızın kaşığı
Sen anam , sen babam , kınam kutlu olsun
Hem orda , hem burada , dilim tatlı olsun
Yeşil kınam bakır tasta yoğrulsun
Benim elim ak mendile sarılsın
Güleç yüzüm , tatlı dilim sorulsun
Sen anam , sen babam , kınam kutlu olsun
Hem orda , hem burda , dilim tatlı olsun
Gelin arkadaşlar kınam ezilsin
Anam bacım baş ucuma dizilsin
İlk ayrılık gözümden yaşlar süzülsün
Sen anam , sen babam , kınam kutlu olsun
Hem orda , hem burda , dilim tatlı olsun
Diye devam eden türküler söylenir , oyunlar oynanır .Kız evinde kına gecesi
olurken , oğlanın baş sağdıcının evinde de sağdıç gecesi yapılır . Sağdıç
yemeği yenir , oyunlar oynanır , eğlenilir . Sabah namazından sonra hamama
gidilir , hamam çıkışı yan sağdıcın evinde kahvaltı yapılır ve eve gelen
berber , damadı ve sağdıçları tıraş eder . Tıraştan sonra kız tarafından
gelen bohçadaki kıyafetler giyilir , düğün için hazırlanan yere sağdıçlar
tarafından damat götürülür , düğün yemeği yenir , barlar oynanır ve
eğlenilir.
Mahallenin ileri gelenleri , tanıdıklar ve akrabalar , gelini almak için
arabalara dünürcü giderler . Giden dünürcülere kız tarafında şerbet ikram
edilir . Dünürcülerden gençlere şerbet parası toplanır . Kızı evinden
çıkarırken kardeşi kapıyı tutar ve ona kapı parası verilir . Topluca
Allahaısmarladık denir ve gelin arabaya bindirilir . Gelin eve girerken
ayağının altına bardak konularak kırdırılır , yüzüne ayna tutulur , kolunun
altına kurân verilir , başına damat tarafından para ve çerez serpilir.
Gelin içeri alındıktan sonra damat arkadaşları ve sağdıçlar tarafından davul
zurna eşliğinde getirilir . Kapının önünde bir süre oynandıktan sonra damat
içeri atılır , dışarıda kalan arkadaşlarına kız tarafından gelen kurabiyeler
dağıtılır , daha sonra topluluk dağılır .