![]() |
|
![]() |
|
iRSADi BABA |
|
İRŞADİ BABA 1807 1873
İrşadi Sülalesi Hazreti Muhammed (S.A.V) Efendimize dayanmaktadır. Erzincanlı Vehbi Hayyat (Terzi Baba) Hazretlerinden ders almıştır ve Onun halifelerindendir. Deyişleri Tasavvufidir. Anadolunun her yöresinde haklı bir şöhret edinmiştir. Kendisinin başladığı KISASÜL-ENBİYA ismindeki eserini noksan bırakmış, -Bu eserimi torunum tamamlayacaktır. Diye buyurmuş, gerçektende torunu Küçük İrşadi (Ağlar Baba) bu eseri tamamlamıştır. İrşadi Baba Hazretlerinin halk arasında bir menkıbesi anlatılmaktadır, bu menkıbelerinin birisinde: İrşadi Baba Rize taraflarında bir seyahate çıkar. Bülbül beslemeye meraklı bir kahvecinin meyhanesinde otururken, kafeste bulunan bülbülün tam yedi seneden beri ötmediğini beyan ederler. İrşadi Baba: -ben bu bülbülü öttürürsem azad eder misin? der. Kahveci kabul eder. İrşadi Baba da bülbüle dönerek aşağıdaki beyti söyler, sonra bülbül başlar ötmeye. Kahvecide sözünde durarak bülbülünü azad eder.
Açıldı laleler yaz bahar oldu Gine dost bağına girdin mi bülbül Doğru söyle Yaradanı seversen Yazdan ayrılalı güldün mü bülbül?
Kışın lal eylersin şirin zebanı Yaz gelende artırırsın figanı Nezaket bağının bin bir bağbanı Bağdan ayrılalı güldün mü bülbül?
İrşadi her kuşa kayide olmaz Arifte olan hal zahitde olmaz Laleden sünbülden faide olmaz Aşk ile Mevlayı buldun mu bülbül?
DEYİŞLERİNDEN ÖRNEKLER
Bu abdal postudur sakin hor bakma Cihanı terk eden deriyi bağlar Kurb-i ilahiye vasıl olanlar Soyunup kemhayı deriyi bağlar.
Arif kibr eylemez hale varınca Süleymana ne söyledi karınca Bir ali kahraman cenge varınca Kuşanır silahın deriyi bağlar.
Lamekan şehrinde var mıdır namın Temcid et dünyanı, yele ver şanın Sultan-ı Kevneyne inen Furkanın Mücellid üstüne deriyi bağlar.
Neylerim dünyada mülki iradı Hamd olsun terk ettim evladı yari Şükrolsun görmüşem rüyet-i Nuri Ol nuru görenler deriyi bağlar.
Açılsa bizlere varlık kapısı Mücevher altından olsa yapısı Almanam bir pula olsa tapusi Maksuda erenler deriyi bağlar.
Doğru devriş isez hani teberiz Acep bu sözlerden varmı haberiz Vücuduz da üçyüzaltmışaltı damarız Üzerine Halik deriyi bağlar.
Ayağın tepredip çıkarma safran Cihanı yarattı Nun ile Keften Güneş baş gösterse Kulle-i Kafdan Her sanatın piri deriyi bağlar.
Enka bezirganım alın pacımdan Ser verir sır vermem ölsem acımdan Mihnet-i dünyanın kahrı ucundan Bu sefil İrşadi deriyi bağlar.
* Abdal arayup gezerim Ariflerin casusiyam Suretime bakma benim Siretimin namusiyam
Mey doldurup kanarım Teşneye bade sunarım Türlü çiçeğe konarım Selvi kovan arısiyam
Kendimi yerde sanarım Viranelere konarım Çakmak taşında yanarım Gürgen kavi kurusiyam
İbrişim ipek teliyem Hiç bir güzel eymez beni Bir Anka tüccar malıyam Hiç bir kervan çekmez beni
Ağrı dağı tartmaz beni Bin pehlivan eğmez beni Her bir kotan sökmez beni Devr-i adem harosiyem
Ben hubdan yanık değilem Ölmüş uyanık değilem Ben boz bulanık değilem Akan sular durusiyam.
İrşadiye derler seme Attı gamı düştü deme Hu çektiğim bir Ademe Aman vermez darısıyam.
* Dilde zikreyleyen kul neyler Lokmanı, Herbir derde dermandır BİSMİLLAH. Binbir mana verse asla tükenmez Çağlayıp derya-yı ummandır BİSMİLLAH.
Hiç gözler doyarmı anın seyrinden Hıfz eder ademi adüv tirinden Silker toprağını kalkar yerinden Diriltir mevtayı candır BİSMİLLAH.
İlyas anın ile aşar deryayı Hızır seyyah ile gezer dünyayı Üç ismi ile ispat eder Mevlayı Tesirli yezdandır der BİSMİLLAH.
Okuyanlar halden hale ermişler Lamekan şehrinden neler görmüşler Ehlullahlar ism-i azam demişler Her sure başında şahtır BİSMİLLAH.
İçen teşneden cura-i came Süleyman destine almış bir hame Hüdhüd ile Belkısa göndermiş name Hem bürhandır, hem Kurandır BİSMİLLAH.
İlhak anı gönderdi sahip livaye Sultan_ı Kevneyne bedr-i dücaye Bekar geldi bekar çıkar semaya İrşadiye Hakdan ihsandır BİSMİLLAH.
* Nesine güvenim yalan dünyanın Şimdiye dek hiç kimseye kalmadı Sedd-i İskendere Rüstem-i Zala Ali gibi koç aslana kalmadı.
Dünya kimse ile olmaz muttasıl Server-i Hüdadır evlad-ı Resul Onlardan öğrendik erkanı usül Hasan, hüseyin civana kalmadı.
Şeriat bendini kurup yapanlar Tarikat gömleğin kola giyenler Şeriat yolunda din duyuranlar Çarıyarı o sultana kalmadı.
Hak ürüşana vefa vermeye Murada maksuda hiç ermeye Şemsi Kamer asla yüze çalmayan Server-i Hak Nebi O Zişana kalmadı.
Bu dünyada adaleti var idi Denizde semekten haraç alırdı Cümle kurt kuş divanına gelirdi Davut oğlu Süleymana kalmadı.
İrşadi der bu der böyle nuş eyle Böyle kuruldu herşeyi hoş eyle Çok zenginler kanat çaldı yoruldu Bu dünyaya gelen gitti kalmadı.
Gece gündüz halimden fikrimden Ta ezelden Bismillahım var benim Hakkın zikri ezberimden dilimde Tevhidimde İllalahım var benim.
Mürşide yol verin bizde varalım Yolda olan ol can nuri görelim İlm-i Kuran okuyalım görelim İlmi veren bir Allahım var benim
Mürşit olmayınca yola varamam Bana kim deryince, kimim diyemem Sırrullaha sırrım beyan edemem Sırrım saklar bir Settarım var benim
* Eğri ok atanlar menzikle eremez Kalp pak olmayınca Mevlasını bulamaz Yüzbin günahım var yüzüme vurmaz Binbir adlı bir Allahım var benim
Ey İrşadi sen niçin oldun naçar Hiç bir kuş gördün mü kanatsız uçar Bir kapı kaparsa bin kapı açar Binbir adlı bir Allahım var benim Sırrım saklar bir Settarım var benim
Ya İlahi nas dilinden yoktur ismirahımız Aşk ocağından hu çeker de yerde kalmaz ahımız Bize su-i zan edenler alırlar günahımız Zemmeder alem bizi, Ya Rab bu halka neyledim?
Tacizem nasın dilinden, bu sinem yanmış tüter Bende Eyüp sabrı yoktur bu kadar çektim yeter Zem defterim açınca dostum düşmanımdan beter Zemmeder alem bizi, Ya Rab bu halka neyledim?
Kimi gözde kiramı görmeyip etmez nazar Kimide tevzirliğinden daima sinsi gezer Kimide ne sezasız söz söyleyip bağrım ezer Zemmeder alem bizi, Ya Rab bu halka neyledim?
Bu cihani arayuben bulamadım tebliği menek Ölüsüne tabut olsam dirisine hem beşik Yine derler bu İrşadi olmuş şer işe peyk Zemmeder alem bizi, Ya Rab bu halka neyledim?
* Ağaçlarda yeşil yaprak Kefenimiz yarı iprak Bastığımız kara toprak Gelir boydan aşar bir gün
Ecel yastığında başın Fayda vermez hiç yoldaşın Dünya dediğin bir yeldir Kuş kafesten uçar bir gün
Gelin yiyelim içelim Bu gençlik bize kalmadı Kara toprak ejder olmuş Açar ağzın bize bir gün
Ey irşadi gamın var mı Yerin cennet yoksa nar mı Ecel oku yaresinden Acep hiç kurturan var mı?
* Seherde Hu çeker dağlar Gözünden yaş döküp ağlar Sular Allah deyu çağlar Akar umman uyanıktır
Yakup siz olmayın suğra Açıldı cami-i kübra Okunur sure-i İsra Kef-i Kuran uyanıktır
Edüp yandan yana pervaz Seher vakti ziyasından Muallakta hümay mürgi İdüp seyran uyanıktır
Silahın beline bağla Diline Zülfikarın al Ezenden haşa sana iğva Veren düşman uyanıktır
Şevki doğdu nikabından Eser yeller hicabından Gurup vaz geldi habından Okur Furkan uyanıktır
Adem şehri nur içinde Ey İrşadi bu dünya, Gelen gören rical-i gayb Olan sultan uyanıktır.
|