| |
ÇOK EVLILILIK KONUSUNDA ISLAM PRENSIPLERI
1) Adetin sınırlandırılması : Cahiliye devrindeki erkeğin hudutsuz
evliliğine sınır getirilmiş. Bu ayetin nuzulünden sonra Resulullah'ın
emriyle 4'den fazla hanımı olanlar, fazlalarını boşadılar.
2) Eşler arasında adaletin gözetilmesi : Zevceler arasında adalet, yedirme,
içirme, giydirme, barındırma, kocalık muamelesi, sevgide gösterilecektir.
Yalnız şu varki, insanın sevgi hususunda tam bir eşitlik gösterebilmesi,
imkansız denecek kadar zordur. Kadının çeşitli fiziksel ve ruhsal
özellikleri sevginin derecesindeki farklılıkları meydana getirecektir. Erkek
ne kadar eşitlik konusunda çaba harcasa da bunu başarması imkansız
derecesindedir.
Cenab-ı Hak buyuruyor:
"Üzerine düşüp uğraşsanız da kadınlar arasında âdil davranmaya güç
yetiremezsiniz; bâri birisine tamamen kapılıp da diğerini askıya alınmış
gibi bırakmayın. Eğer arayı düzeltir, günahtan sakınırsanız Allah şüphesiz
çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir." (Nisa Suresi / 129)
Bu ayet-i kerimeyle Cenab-ı Hak erkekleri kadınlarına sevgi ve muhabbet
hususunda mutlak bir eşitlik göstermekten afvetmiş. Sadece erkeğin bir
tarafa bütün bütün meyledip ötekinden yüz çevirmesini yasaklamış, elinden
geldiği kadar eşit davranmaya çalışmasını emretmiştir. Bir hadis-i şerifte
bu hususla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:
"İki zevcesi olup da birine tamamen meyledip diğerini ihmal eden kimse,
kıyamet gününde, bir yanı felçli olarak gelir."
(Hadis-i Şerif)
Kadın yaratılışı itibariyle erkeğini normal şartlar altında ikinci bir
kadınla paylaşmaya razı olmadığı gibi, hiçbir kadın da mecbur kalmadan evli
bir erkekle hayatını birleştirmek istenmez.
Çok evliliğin hak olduğuna inanmak imanın gereğidir. Ancak, buna inanmak
kadının, kocasının kendi üzerine evlenmesini onaylayarak rıza göstermesi,
tasvip etmesi zorunluluğunu getirmez.
Hiçbir mümin babadan da kızı üzerine damadının ikincisi, üçüncüsü veya
dördüncü kadını almasını olgunlukla beklenemez. Kadının kıskançlık fıtratı
ve babalık şefkati buna engeldir. Nitekim:
Peygamberimizin kızı Hz.Fatıma, kocası Hz.Ali'nin ikinci bir kadınla
evlenmek istemesine karşı çıkmıştır. Peygamberimizin terbiyesinde büyüyen
Hz.Fatıma'nın, kocasının ikinci evliliğine karşı çıkması caiz olmasaydı.
Allah Resulü onu ikaz eder, kocasının arzusuna boyun eğmesini emrederdi.
Halbuki durum öyle olmamış, bilakis kızının üzüldüğünü gören Allah Resulü,
damadı Hz.Ali'nin bu arzusundan vazgeçmesini istemiş, eğer vazgeçmezse ancak
Fatıma'yı boşadıktan sonra evlenebileceğini bildirmiştir. Hz.Ali'nin
Fatıma'nın üzerine evlenip onu üzmesine razı olmamıştır.
Allah resulünün bu davranışında, müslüman kız ve babalarının damadın ikinci
evliliğine karşı çıkabilecekleri hususunda ruhsat vardır.
Sözün özü: İslam çok evliliği ne emir ne de tavsiye etmiştir. Sadece bazı
zaruri hallerde müsaade etmiştir. Zaten yukarıdaki olayı naklettikten sonra
diyecek bir şey olmasa gerek.
Kaynaklar:
1) Bu yazının hazırlanmasında büyük ölçüde, Sayın Mehmet Dikmen tarafından
kaleme alınan "İslamda Kadın Hakları" eserden yararlanılmıştır.
2) Elmalı Tefsiri
İSLAMDA KADIN
Evlenecek Kadınla Erkek Arasındaki Denklik
Evlilikte denkliğin gözetilmesine dair Kur'an'dan bir hüküm yoktur. Ayrıca
bu konuda emredici bir hadiste mevcut değildir. Sadece şöyle bir hadis
vardır,
"Üç şeyi geciktirme vakti gelince namazı, hazır olunca cenazeyi, dengini
bılunca evlenecek kızı."
Fakat eşlerin birbiriyle anlaşamamaları tehlikesinin yüksek olması ve
erkeğin bazı bakımlardan kadından aşağı bulunmamasının özellikl onun
hakimiyeti sağlaması açısından bazı mahsurlar meydana getirebilmesi
sebebiyle alimlerin çoğu evlilikte denkliği şart koşmuştur.
Evlenmede denklik kadında değil erkekte aranır. Erkek kendine de denk
olmayan kadınla evlenebilir.
Denklikte aranılan özellikler:
Soyca denk olmak
Dindarlık bakımdan denk olmak
İlim, sanat ve meslek bakımından denk olmak
Zenginlik bakımından denk olmak
Hürriyette denk olmak
Denkliğe önem vermeyen alimler insanların yaradılış olarakbirbirlerine eşit
olduğunu ve İslam'ın değişik sosyal sınıflar arasında tam bir eşitlik
meydana getirdiğini dikkate alıyorlar. Gerçekten İslam'da bütün insanlar bir
tarağın dişleri gibi birbirine eşittirler.İnsanlar arasında üstünlük ancak
Allah korkusu iledir. Servet ve mal ise her zaman yok olabilecek bir şeydir.
Bu nedenle gerçek anlamda değer ölçüsü olamazlar. Bu açıdan yok olabilecek
bir özellikte denklik üzerinde fazla durmamalı.
Yok olmayacak özellikler üzerinde durmalı. Bunlar: dindarlık, güzel ahlak,
güzellik ve ilim gibi. Fakir olan zengin olabilir. Güzel ahlak ve dindarlık,
fazilet gibi değerlerin değişmesi mümkün değildir.
Kaynak:
Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN
Evlenecek Müslüman Kızın Şartları
Mahmut Celal
Eş seçimi, hayatımız en önemli kararlarındandır. Gerek genç kızlar gerekse
genç erkekler için durum aynıdır. Her iki taraf için önemli kıstas ise "dindarlık"olmalıdır
Çünkü evlilik ebedi hayat arkadaşlığıdır, sadece bu kısacık dünya hayatıyla
sınırlı bir beraberlik değildir.Evliliğe bu sonsuzluk manasını kazandıran
sır ise, imandır.
İşte bu sırrı kavrayan bir genç kız,evleneceğ zaman, eşinden neler istemekte:
"Her şeyden önce şunu söyleyeyim;benim sadece karnımı doyuran bir eş
değil,devamlı bana destek olacak dava arkadaşı,din sorumluluğunu bilen
Müslüman bir eş istiyorum.Ben de koltuk ve avizelerin tozunu almakla ömür
geçirecek süs gelini değil, davamın gelini olmak istiyorum.
Toplumumuzda boşanmalar yüzünden ne kadar mutsuz kadınlar olduğuna şahidim.
Siz de vicdanlı bir Müslüman iseniz, şartlarımda en ufak bir tereddütünüz
varsa, bu işe"hayır"cevabını verin.çünkü, şimdi ufak bir tereddüt büyür.
Ben her şeyden evvel İslam'da ailelerin huzurunu sergilemek
istiyorum.Toplumumuzda bugün, tam islam ruhu ile geçinen eşler ne yazık ki
çok az,benim yuvamın da bu az rakama, bir rakam daha eklemesini istemiyorum.
Ne yeni bir giyecek için kavga ederim,ne de çorbanın tuzu az olmuş diyerek
kavga edilmesini isterim.Benim kavgam;dinimi yanlış tanıtanlar, dinimizi
kendi çıkarlarına alet edenlerdir.Eminim sizin ki de öyle... Allah razı
olsun, İslam'ı yaşıyor ve yaşatmaya çallışyorsunuz.Fakat sizin bu şekilde
olmanız benim şartlarımı söylememem manasına gelmez.
Şartlarım sıra ile şunlardır:
1. Bütün hal ve hareketlerimiz İslami olacak.Hayatımızı" şeytanın
kanunlarına"göre,değil Allah'ın(cc) ahkamına göre düzenleyeceğiz. Allah(cc)
Ku'ran'da ; "Kim İslam'dan başka bir din ararsa, ondan bu din asla kabul
edilmeyecektir. O, ahirette en büyük zarara uğrayanlardandır."(Ali-İmran-85)
Biz bunlardan olmayacağız.
2.Ben, eşya ve altın olarak size hiçbir şart koşmuyorum,çünkü benim için
paranın hiçbir önemi yok ama geçimimiz için, namerte muhtaç olmamamız için
ekonomik kazancınızı helal yoldan elde etmelisiniz. Bunun az olması, en lüks
eşyaları almamanız beni üzmez.Fakat siz de benden, her şeyini gösterişe
dökmüş kızların götürdüğü çeyizi istemeyeceksiniz. Sizden odalar dolusu eşya
istemem, size de odalar dolusu eşya getiremem. Zaruri olan eşyalarımı
getiririm. Zira Allah Resulü dünya malına hiç önem vermemiştir. Bir hadisi
şerifleri şöyledir:
"Ashabtan Abdullah bin Mesud diyor ki; Resulullah'ın yanına girdiğimde bir
hasır üzerinde durduğunu ve üzerine uzandığı için hasırın vücudunda iz
bıraktığını gördüm.Bunun üzerine dedim ki;Ya Rasulullah! Sizi hasırdan
koruması için bir yaygı, döşek getirsek olmaz mı?O da bana şöyle
buyurdu;"Benim dünya ile ne ilgim var?"
3. Ben eşyaya hizmet için yaratılmadım, eşya bana hizmet etmelidir.O halde
eşyam ihtiyaç kadar olmalı, israf yapılmamalıdır. Zihnimdeki ve tatbikat
planımdaki en uygun dekor, Resulullah'ın evinin dekorudur. Allahu Teala bir
ayetinde; "Dünya hayatı bir oyundan ve oyalanmadan başka bir şey değildir.
Ahiret yurdu ise sakınacaklar için elbette daha hayırlıdır. Hala aklınız
başınıza gelmeyecek mi?"(En'am-32)d emiyor mu?
Meşhurdur, Hz.Ali'ye "Dünya nedir?"diye sormuşlar,demiş ki;"Sizi, Mevla'dan
alıkoyan her şeydir." Bizim evliliğimiz de, bizi Mevla'dan uzaklaştırmaktan
ziyade, Mevla'ya yaklaştırmalıdır.Aynen şu şiirin mısralarında anlatıldığı
gibi....
Davayı kucaklayan körpe sarmaşıklarız
Hak yoluna baş koyan divane aşıklarız.
Dizgin vurduk zamana,dursun ...
Ayrı bir zevk bu aşkın gönülleri yaksın.
4. Islam'a göre gelin olmak ve Islam'a uygun düğün yapmak istiyorum.Allah
rızası ve Peygamber Sünneti için evlendiğimize göre en başta düğünümün ve
gelinliğimin buna uymasını isterim.
5. Islam'dan taviz verirsem engellemenizi isterim.Onun için Islam'ı en iyi
şekilde bilmeniz ve uygulamanız gerekir.
6. Evlendikten sonra da çalışmalarıma devam etmek isterim. Günde en az üç
saat Ku'ran öğretip,vaaz vereceğim.şimdi yapmaya çalıştığım tebliğ görevim,
evlendikten sonra da devam etmeli. Allahu Teala, Ali-İmran suresnde mealen
şöyle buyuruyor;"Sizden öyle bir cemaat bulunmalıdır ki;(onlar herkesi)
hayra çağırsınlar." Biz bu cemaatın insanı olmaya çalışmalıyız..
7. Evimden hiç bir yere gitmem, eşimden de sadakat isterim.Gece 12'lere
kadar kahvede, şurda-burda gezen bir eş düşünemiyorum. Siz öyle
değilsinizdir de ben şartımı söylüyorum.
8. Hatamın bana söylenmesini isterim. Benim hatam olursa, ki mutlaka olur,
önce bana bildirmenizi, benden önce bir başkasının duymasını istemem.
9. Eşit saygı isterim.Kendi aile efradınıza benim nasıl saygı göstermemi
istiyorsanız, ben de sizden aynı saygıyı aileme göstermenizi isterim.
10. Benim evim bir ilim yuvası olmalıdır.Her akşam en az 1 saat fıkıh,
tefsir ve dini kitaplardan ders yapmayı ve evde kim varsa onların da
dersimize iştirak etmelerini sağlamanızı isterim.
11. Eşimin derdini benimle paylaşmasını isterim.Onun her zaman can yoldaşı,
dert ortağı olmak isterim.
12. Sadece adelet isterim. Ne benim için aile efradını, ne de ailesi için
benim tarafımı tutsun isterim. Haklı kimse doğ?ru söylemesini isterim.
13. Elimden geleni en iyi şekilde yapmaya çalışırım.Yemeğimi, evimin işini
elimden geldiğince yapmaya çalışacağı, bu arada yaptığım küçük hataların
büyümemesini, hatamın İslam'a uygun şekilde söylenmesini isterim.
14.Helal-haram çizgisine dikkat edilsin isterim.Mahremimden başkasının
yanına çöküp oturmam.Aynı hassasiyeti eşimden de beklerim.
15. Kılık-kiyafette de İslam'a riayet edilsin isterim.Eşimin sakallı
olmasını isterim.
16. Evimizin rızkını helal yoldan sağlamasını ister,bir sıkıntı ve darlık
çekersek Allah için sabreder, bu konuda problem çıkarmam.Ama paramız varken
de mağdur edilmek istemem, bu iyi niyetimin suistimal edilmesine müsaade
etmem.
17. Saygım size bağlıdır. Namaz ve Allah'ın farz kıldığı emirlerden taviz
verirseniz size olan saygım azalır. Saygın biri olmak istiyorsanız,buna
dikkat etmelisiniz.
18. Hayatımı Allah'ın dinine adadım. Sizin de böyle biri olmanızı isterim.
Bu uğurda uğrayacağımız hakaret, kötüleme, ayıplama, işkence, zulüm ve hatta
cezaevi bile hadiselere sabretmeyi ve birbirimize sabrı tavsiye edip
destekli olmayı isterim.
Allah'ın Resulü'nün ve Ashabının çektiği çileler malumdur...Bir örnek
verecek olursak,
"Sahabe artık zulüm ve işkenceden usanıyor ve Resulullah'a
gelerek,müşriklere beddua etmesini istiyor. Resulullah; 'Sizden önceki
Müslümanların vücutları kemiklerine varıncaya kadar demir taraklarla
taranarak elleri koparıldı. .Bu onları,dinlerinden vazgeçiremedi. Başları,
saç ayrımından testere ile ikiye biçildi. Onlar yine dinlerinden
vazgeçmediler.'diye onları teskin etti. İşte biz de birbirimize destek
olacak, davamız için yapılan her türlü zulme beraber göğüs gereceğiz.
19. Bana eş olmanızdan ziyade, hocam olmanızı isterim. Birbirimizi
tamamlamayı ve eksiksiz bir Islam yaşantısı sergilemeyi arzu ediyorum.
20.Her şeyin tatlılıkla olmasını isterim.Olayların büyütülüp dışa
yansımasından ziyade, kendi içimizde anlaşma yoluyla halletmeliyiz.
21.Her şeyi Allah yoluna tercih etmeliyiz.Islami çalışmalarınız için,
davamıza hizmet için.Allah yolunda yarışmak için, beni ve eğer olursa
çocuklarımızı engel görmemenizi ister, bizleri Allah'a emanet ederek
mücadeleye koşmanızı isterim. Allahu Teala bir ayeti kerimesinde şöyle
buyuruyor: "De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz,
kabileniz,elinize geçirdiğiniz mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz
ticaret, hoşunuza gitmekte olan evler, size Allah'tan, O'nun peygamberinden
ve onun yolundan(cihaddan)daha sevgili ise,artık Allah'ın emri gelinceye
kadar bekleye durun. Allah fasıklar güruhunu hidayete erdirmez." (Tevbe-24).
Bu ayetin muhatabı olmalıyız.
22. Mihir olarak ilmimi tamamlamama yardım etmenizi ve aldığım ilmi
anlatmama izin vermenizi istiyorum.Bir de mümkünse, evlendikten sonra ilk
hac zamanıhacca gitmeyi mihir olarak sizden talep ediyorum.
Evet benim isteklerim bu kadar. Ağır maddi şartlar ileri sürmeyip, sizi
maddi problemlerle bunaltmadığımı düşünüp, 'Bunlarda ne var canım, kolay!
yaparız!' diyip de hafife almayın. Maddi taleplerde bulunmuyorum ama bu
konudaki iyi niyetiminde suistimal edilmesini doğru bulmuyorum.
Maddi isteklerim yok, çünkü gün olup devran tersine dönebilir.Büyük
sıkıntılarla alınan eşyaları bir gün satmak zorunda kalabiliriz,. iflas
edilebilir.Çok zenginken, fakir olunabilir işte o günlerde,insanın
maddi-manevi dünyasının karardığı zamanlarda dünyanın gerçek yüzünü ve
mahiyetini bilen dindar ve bilgili eş imdada yetşiir, beyine destek
olur.Tabii benim destek olabilmem için beyimin de aynı şekilde benim bu
şartlarım noktasında bana destek olması, bunları hafife almayıp
gerçekleştirebilmek için mücadele etmesi ve bu sorumluluğu kaldıİabilecek ?slami
ahlaka sahip olması gerekir.
Ve bence her şeyden önce, kurulacak yuvanın İslami yuva, İslami müessese
olması gerekir.O yuvada İslami eğitim olmalı ve o yuvada zamanın Firavun ve
Nemrutlarına meydan okuyacak Musalar ve Ibrahimler yetişmelidir. İşte bu
sebeplerden dolayı öne sürdüğüm bu şartlarım dikkatlice
okunup,değerlendirilmeli ve en uygun cevap net olarak verilmelidir."
Evliliğe sonsuzluk manasını kazandıran iman sırrına vakıf olmuş bu genç kız,
bu şartları sunduğu gençle evlenip, şu an çok mutlu ve istediği gibi bir
yuva kurmanın huzurunu yaşamaktadır. Tüm genç kızlarımıza aynı mutluluk ve
huzur dolu yuvalar temenni ediyoruz. SELAM VE DUA ILE..................
İSLAMDA KADIN
İki Bayram Arası Nikah
Halk arasında "İki bayram arası nikah yapılmaz" diye bir inanç vardır. Bu
inanç İslam'a göre batıldır.İslam açısından bu sözlerin hiçbir kaynağı
yoktur. Aksine Allah Resulü Hz.Aişe ile iki bayram arası olan Şevval ayında
nikahlanıp evlenmiştir. Dolayısıyla nikah ve düğünlerin Şevval ayında
yapılması müstehaptır.
Halk arasında, "Bayram Cuma gününe tesadüf ederse, Cuma ile bayram namazı
arasında nikah yapmaya yetecek kadar bir zaman kalmayacağı için böyle
söylenmiştir." şeklinde bir tevil varsa da bunun islami bir kaynağı yoktur.
Kaynak:
Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN
İSLAMDA KADIN
İki Bayram Arası Nikah
Halk arasında "İki bayram arası nikah yapılmaz" diye bir inanç vardır. Bu
inanç İslam'a göre batıldır.İslam açısından bu sözlerin hiçbir kaynağı
yoktur. Aksine Allah Resulü Hz.Aişe ile iki bayram arası olan Şevval ayında
nikahlanıp evlenmiştir. Dolayısıyla nikah ve düğünlerin Şevval ayında
yapılması müstehaptır.
Halk arasında, "Bayram Cuma gününe tesadüf ederse, Cuma ile bayram namazı
arasında nikah yapmaya yetecek kadar bir zaman kalmayacağı için böyle
söylenmiştir." şeklinde bir tevil varsa da bunun islami bir kaynağı yoktur.
Kaynak:
Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN
Gayr-i Müslimle Evlenmek
Müslüman bir erkeğin Ehl-i Kitap olan Yahudi ve Hristiyan bir kadınla
evlenmesi kerahatle birlikte caizdir. Mekruhtur. Çünkü, doğacak çocuk, baba
ve annesinin ayı ayrı istikamette gelişmiş inançlar arasında ayrı ayrı
istikamette gelişmiş inançları arasında sarsıntılara maruz kalmaktadır.
Ehl-i kitabın dışında kalan ve inanç itibariyle küfür içinde bulunan bulunan
ve evlenmesi caiz olmayan kadınlar şunlardır:
Budist veya Brehmen gibi isimlerle adlandırılan ve ineğin tenasül uzvuna
tapan Mecusi hindiler
Puta tapan kadınlar
İsmaili ve Karmati gibi sapık zındıklar
Din ve ahlak bağlarını kırmış bir görüşün zebunu olan kadınlar
Dinsiz ve ateist kadınlar
Kur'an'da muşrik kadınların iman etmedikçe nikahlanmaları yasaklanmıştır.
İslamda Bekar Kalmak Varmıdır?
İslşam da bekarlığa yer yojtur. Eğer bir insan fakirse, onun evlenmesine
yardım etmek zengin olan müslümanların görevidir.
"Aranızdaki bekârları, kölelerinizden ve cariyelerinizden elverişli olanları
evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları
zenginleştirir. Allah, (lütfu) geniş olan ve (herşeyi) bilendir."
(Nur Suresi:32)
Allahj Resulu bekar kalmak isteyen Osman bin Mez!ub!a müsaade etmemiş ve ona:
"Dul olarak Allah'a kavuşma" buyurmuştur.
Hz.Ömer:
"Üç gün sonra öleceğimi de bilsem bekar gitmektense evlenmeyi tercih ederim"
Ömer bin Abdulaziz Kufe kadısı Said bin Abdurrahman'a cevabında şöyle der:
"Ordu mensuplarının ücretlerini ödedikten sonra, fazla para kaldığını
yazmışsınız. Öyleyse borçlulara borcunu ödeyin ve evlenmeyen fakirleri
evlendirin."
Kaynak:
Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN
Kadının Kocasına Karşı Görevleri
Kocasına karşı saygılı olmalıdır
Birisiyle evlenen kadın artık kocasından başka herkese haramdır,
başkasıyla nikah yapamaz, kendisinden ancak kocası faydalanabilinir.
Kadın evlendiği kocasından şart koştuğu şekilde mehir aldıysa onun evine
gider ve ona tabi olur.
İslamın caiz gördüğü durumlar dışında ancak kocasının izniyle evden dışarı
çıkabilir
İslama aykırı olmayan hususlarda kocasının isteklerini yerine getirir
İslamın tesbit ettiği çerçeve içersinde kocasının terbiye hakkını kabul
eder.
Faydalanılan Eserler:
1) İlmihal İslam ve Toplum, Türkiye Diyanet Vakfı İslami Araştırmalar
Merkezi
2) Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN
Kocanın Karısına Karşı Görevleri
Karısına karşı iyi davranmalı
Haklarını gözetmeli
temel ihtitaçları karşılamalı
Gücü ölçüsünde güzel ve değerli elbiseler giydirmeli
Evin yönetimine ortak etmeli
Üzerine evlenmemeli, çünkü iki evlilik kıskançlık ve geçimsizlik doğurur.
"Evde erkek, tende can gibidir; iki tende bir can olmadığı gibi iki kadına
da bir erkek yakışmaz."
Kadın üzerine asla baskı ve zorbalık yapmamalı.
Birden fazla evli ise adalet
Faydalanılan Eserler:
1) İlmihal İslam ve Toplum, Türkiye Diyanet Vakfı İslami Araştırmalar
Merkezi
2) Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN
Nikah Tazelenir mi?
Günümüz de camilerde imam komutasında yapıldığı gibi nikah yenilenmez. Zira
nikah tazelenirken erkek hanımının vekaletini almak mecburiyetindedir. Bu
vekaletde şahitler huzurunda olmalıdır. Günümüzde cami cemaati böyle bir
vekalet almamaktadır.
Kaynak:
Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN
|
|