| |
İSLAMDA FİNANS VE BORSA
Karşılaşılan ve sıklıkla sorulan sorulara umarız bir cevap mahiyetinde olur
ve okuyanlara faydalı olur.
1-KREDİ
a-Devletin verdiği faizli kredi
Devletin verdiği faizli krediyi almak caiz değildir.
b-Devletin verdiği teşvik kredisi
Faizsiz teşvik kredisi almak ittifakla caizdir.
Faizli teşvik kredisine gelince; (V. ez-Zühayli, A. Muhiddin el-Karadaği, A.
Ömer, D. Yaylalı, S. Zaim) gibi alimlerin görüşüne göre caiz değildir.
2-TEMİNAT MEKTUBU
İslam bankalarından alınması ve ücretin de masraf olarak ödenmesi şartıyle
caizdir. (V. ez-Zühayli, A. Muhiddin el-Karadaği, A. Ömer, D. Yaylalı, S.
Zaim)
3- AKREDETİF
Akredetif olarak komisyon bedeli ödemek caizdir. Fakat bunların İslam
bankalarından alınması ve islami kurallara göre uygulanması tavsiye
edilmiştir.
4- KREDİ KARTI
Prensip olarak faizsiz ve yanlız mal ve hizmet alımlarında kullanılmak üzere
(çünkü nakit alımı faize tabi tutulmaktadır.) Kredi kartı almak caizdir.
(A. Muhiddin el-Karadaği,) zaruret ve şiddetli ihtiyaç halinde kredi kartı
sahibinin hesabında kendinden faiz alınmayacak kadar nakit bulunması ve
islami bankaların kartları olmaması durumunda caiz görmüş, eğer islami
bankaların verdiği kartlar varsa, faizle işlem gören bankaların kredi
kartlarının alınmasını kesinlikle caiz görmemiştir.
(B. İslam bankalarının da islami kurallara uygun bir şekilde kullanmaları
şartıyla kredi kartı vermeleri lazımdır.
5-LEASİNG
Bazı islam alimlerine göre caiz (A. Muhiddin el-Karadaği, D. Yaylalı, S.
Zaim) bazılarına göre de caiz değildir. (V. ez-Zühayli, A. Ömer)
6- ÖZEL FİNANS KURUMLARININ MUAMELELERİ
a-Mudarebe:
Söz konusu kurumların, islami esaslara uygun olmak kaydıyla mudarebe şeklide
Kar-zarar ortaklığı yapmaları ittifakla caizdir.
b-Müşareke:
Özel Finans kurumlarının hisse (çalışma alanları helal olan şirketlerin)
senetlerini
satın almaları veya bil fiil ortaklık şeklinde müşareke yapmaları caizdir.
Faizli
bankalarla ortaklık kurmaları hususunda farklı görüşler vardır.
c-Murabaha:
Murabaha islami kurallara harfiyen uyulması şartıyla ittifakla caizdir.
Ancak
İslami gaye olarak diğer madarebe ve müşareke ortaklıklarına girilmesi ve bu
yolla gayret gösterilmesi tavsiye edilir.
7- SELEM AKDİ
Faize düşmeden yapılan selem akdi caizdir.
8- BORSA
Devletin çıkardığı tahvil ve hazine bonoların alım-satımı ittifakla caiz
değildir. Borsadaki hisse senetlerinin alınıp satılması ise; islami uygun iş
alanlarında ve islami kurallara uygun olarak çalışan şirketlerin çıkardığı
hisse senetleri alım satımı caizdir.
İSLAMDA FAİZ
Konu ile ilgili Ayet ve Hadisler
1- Faiz yiyenler mahşerde kendilerini şeytan çarpmış kimseler gibi (kabirlerinden
) kalkarlar. Bu
onların zaten alışverişte faiz gibidir demelerindendir. Halbuki Allah
Alışverişi helal, faizi haram
kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelirde, faizcilikten
vazgeçerse, geçmişi
kendisine, işi hakkındaki hüküm de Allaha aittir. Kim de tekrar faize
dönerse, işte onlar
cehennemliktirler. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar.
2- Ey iman edenler, gerçek müminler iseniz Allahtan korkun. Faizden arta
kalanı bırakın, almayın. Yok eğer böyle yapmazsanız, Allaha ve Resulüne
savaş açtığınızı bilin. Eğer tövbe ederseniz, ana paranız (semayeniz)
sizindir. Böylece ne haksızlık yapmış, ne de haksızlığa uğratılmış olusunuz.
3- Resulullah (s.a.v.) riba yiyene, yedirene, katibine ve şahidine lanet
etti ve onlar müsavidirler buyurdu.(Kütübü sitte)
4- Hz. Ömer Riba ile ilgili ayetler hakkında şöyle diyor.
Riba ayeti, Kuranda nazil olan son ayetlerdir. Resulullah (s.a.v) ribanın
bir çok cihetlerini bize bildirmeden vefat ettiler. Bunun için de siz malum
olan ribayı bıraktığınız gibi, riba şüphesi olan şeyi de bırakınız.
Kuran ve sünnetin açık nasslarıyla riba kesin olarak yasaklanmıştır. Ancak
İslamdaki riba yasağının kapsamı ve bir kısım borç ilişkilerindeki
ödemelerin bu yasak kapsamında müteâla edilip-edilmeyeceği konusunda İslam
alimleri farklı fikirler serdetmişlerdir. Faizle ilgili görüşler aşağıdaki
gibidir.
1- Vadeli satım ve vade farkı, ilerde taraflar arasında herhangi bir
ihtilafa yol açmayacak bir biçimde akid esnasında taraflarca belirlenmek
kaydıyla kural olarak caizdir.
İmam Malikin talebesi arasında mümtaz bir yeri bulunan İbnül Kasım ile
öğrencisi Kadı Sehnun arasında şu konuşma geçiyor.
Sehnun:
- Yanında bir mal bulunan birisine gelsem ve kaça sattığını sorsam o da:
peşin elliye, veresiye yüze dese, ben malı veresiye yüze veya peşin elliye
almak istesem bu İmam Malike göre caiz midir.?
İbnül Kasım:
- Malikin dediği şudur: Eğer satıcı ister satar, isterse satmaz; alıcıda
ister alır, isterse almaz durumda olurlarsa caizdir. İkisinden birisi veya
her ikisi muhayyer değil ise bu mekruhtur; bunda hayır yoktur. Dedi.
Bazı alimler bir satış içinde iki satışı şöyle açıklamışlardır. Birisinin şu
elbiseyi peşin ona, veresiye yirmiye sattım deyip de bu iki satıştan
birisine karar vermeden ayrılmalıdır. Eğer bu ikisinden birisine karar verip
böyle-ayrılır iseler caizdir.
İbnül Arabi hadisin şerhinde altı ayrı açıklama veriyor ve bu arada şunu
kaydediyor: Ebu Hanife şöyle demiştir: Eğer bu (mal) peşin şu kadara yahut
veresiye şu kadara der ve bu iki satıştan birisine karar vererek
ayrılırlarsa bu caizdir.
2- Her hangi bir şekilde hesabında faiz tahakkuk etmiş olan bir Müslüman
bunu bankadan alıp bir sevap beklentisi olmaksızın hayır yolunda
harcamalıdır.
3- Borcun vadesinde ödenmemesi durumunda, -alacaklının bu gecikmede bir
kusuru olmaması ve başlangıçta şart koşulmaması kaydıyla- ifaya gücü yeten
borçludan asıl alacağına ilave olarak uğradığı zararın tazminini de
isteyebilir.
4- Repo yasak olan faizin kapsamı içindedir.
5- Haramların zaruret halinde mubah olma ilkesi faiz içinde geçerlidir.
Ancak her bir zaruret halinin kendi şartları içinde ayrı ayrı
değerlendirilmesi gerekir.
İslamda Zaruret Halinin şartlarını şöyle
sıralayabiliriz.
1-Tehlikenin mevcut olması
2-Tehlikenin filhal mevcud olması
3-Tehlikenin kaçınılmaz olması
4-Tehlikenin mülci olması
5-Meşru yoldan giderme imkanının bulunmaması
6-Tehlikenin bulunduğuna kesin kanaat sahibi olunması
7-Zaruret halinde alınan haram, zaruret miktarını aşmamalı.
Zaruretten anlaşılması gereken ana fikir şudur ki zaruret, terk edildiğinde
nefsinde veya bir uzvun telef olmasını netice veren bir haldir.
Burada şu soru akla gelmektedir. Acaba günümüzde faiz zaruret sayılabilirmi.?
Muhammed Ebu Zehraya göre ise, günümüzdeki faizli muameleleri zaruretten
dolayı mübah saymak, faizi helal kılmak için açılmış bir penceredir. Faize
dayalı bir sistemde genel olarak zaruret halini düşünmek mümkün değildir.
Yine Draza göre faizin hiç bir çeşidi için ihtiyacın bulunması kâfi
değildir. Sadece ihtiyaçla zaruret tahakkuk etmez.
6- İslamda alacaklı hakkından fazlasını alamayacağı gibi hakkından eksik
almaya da zorlanamaz. Bu itibarla bir kısım İslam alimlerine göre borç
konusu paranın değerinde zamanla önemli sayılacak miktarda değişme olduğu
takdirde, ödemelerin enflasyon miktarı dikkate alınarak yapılması gerekir.
Diğer bir kısım alimler ise para borçlarının kararlaştırılan rakamsal
değerler esas alınarak ödenmesi gerektiği kanaatindedir. Şu kadar var ki bu
guruptaki bazı alimler borçlanma esnasında ön görülmeyen durumların ayrıca
değerlendirilmesi gerektiği görüşündedir.
7- Faizle iştigal eden kişi ve kuruluşlara faiz alma niteliğiyle para
yatırmak, faiz oranı enflasyon oranının altında da olsa caiz değildir.
8- Akdin konusu meşru olmak kaydıyla komisyonculuk karşılığında ücret almak
caiz olup, alınacak ücret anlaşmayla veya ticari teamülle belirlenir.
9- Kiracının sözleşme süresinin bitiminden önce gayrimenkulu tahliye edip
malikine veya mal sahibinin muvafakati ile ikinci bir kiracıya teslim etmesi
karşılığında bir bedel alması caizdir. Fakat kira süresi sona ermiş yahut
açık olarak veya zımnen yenilenmemişse kiracının tahliye bedeli alması caiz
olmaz. Şu kadar var ki kiracı devir hakkını kullanma konusunda malik ile
açıkça anlaşmış ise mülkiyet hakkını sözleşme hükümlerini ihlal etmemek ve
hakkaniyet kurallarına uymak kaydıyla bu hakkın kullanımı karşılığında bir
bedel alabilir.
10- Factoringde kredi verme dışındaki hizmetler komisyonculuk vb.
Hizmetlerin hükmüne kredi verme ise genel faiz hükümlerine tabidir.
11- Devletin verdiği teşvik kredileri konusunda
a-bir kısım İslam alimleri, ülke ekonomisinin gelişmesine katkı amacıyla
verilen bu tür kredilerin faizinin reel pozitif olmaması ve meşru alanlarda,
şartlarına uygun biçimde kullanılması kaydıyla- alınabileceği kanaatindedir.
Bu görüşün sahipleri özellikle, dini duyarlılığı olan kişilerin de bu
imkandan yararlanmalarına ve ülke ekonomisinde etkin bir rol üstlenmelerine
engel olunmaması gerektiği düşüncesinden hareket etmektedirler.
b-Diğer bir kısım İslam alimleri ise ya devletin kamu ya ait bir imkanı bu
şekilde kullandırmasına olumlu bakmadıkları veya bu uygulamayı riba
çerçevesi dışında görmedikleri için yada her iki mülahaza ile bu tür
kredilerin alınmasının caiz olmayacağı kanaatindedir.
|
|