![]() |
|
![]() |
|
BAYBURT´LU ZiHNi |
|
BAYBURTLU ZİHNİ 1212/1797 1276/1859
Bayburtlu Zihni; Hicri 1212, Miladi 1797 yılında Byaburtta doğmuştur. Asıl adı Mehmet Emindir. Babasının adı Hacı Osmandır. 16 yaşına kadar Bayburt medreselerinde zamanın ananevi bilgilerini kazanmış, Trabzonda Hacı Pir Efendi dersanesine gitmiştir. Çok yönlü bir ölüm ocağı olan bu medresede hemen hemen her konu üzerine tahsil yapmış, Nahiv, Mantık, Tefsir ve hadis derslerini bizzat Hacı Pir Efendiden almıştır. Zihni iki defa evlenmiş. Aynı zamanda kendiside şair olan ve Bayburt Rüştiyesinde Rika, Hüsnühat dersi hocalığı yapan, Ahmet Revayi Efendi, ilk karısından dünyaya gelmiştir. 62 yıllık ömründe, kırk yıllık bir müddeti İstanbul, Ünye, Amasya, Akka, Çanakkale ve Mısırda geçmiştir. Yurdun bir çok bölgesinde memuriyetlerde bulunmuş katiplikler yapmıştır. Haksızlıklara ve haksıza, tahammül edemeyişi nedeniyle hicviyeler yazmış, bu yüzden çok kerre memuriyetten azl edilmiştir. Oğlu Ahmet Revahi tarafından neşr edilen DİVAN-İ ZİHNİ ile diğer SERGÜZEŞT NAME-İ ZİHNİ, KİTAB-I HİKAYE-İ GARİBE isimlerinde üç eseri bulunmaktadır. Hemen hemen şiirin her türünde örnekler vermiş, edebiyat dünyasında tanınıp sevilmesine, hece ile yazmış oldu şiirleri sebep olmuştur. Hakkında bugüne kadar birçok makale, kitap ve broşür yayınlandı. En son 1988 yılında Aim SAKAOĞLU tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı yayınları arasında, yayınlanan BAYBURTLU ZİHNİ isimli kitap bulunmaktadır. 1276/1859 yılında Bayburta gelirken Trabzona 4 km. uzaklıkta olan Ulasa köyünün yarım saat ötesindeki hanların birinde hastalanarak vefat etmiştir. Mezarı 1936 yılında Belediye ve Bayburt Kültür Cemiyeti tarafından Bayburta nakledilerek, halen İmaret Tepesinde bulunan anıtın olduğu yere defnedilmiştir. ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER
Yıkmış çadırların göç etmiş Leyla Vardımki boş kalmış Yar otakları Dağı mesken etmiş biçare Mecnun Akıtmış gözünden kan ırmakları
Zeyd ile gönderdim Leylaya name Dedi eygetirdin ağyarı kame Akıbet yar oldun İbn-i Selama Neyledin ettiğin o misakları
Zihniyim akıttım didem yaşların Yedi yıl beklerim bulak başların Dağıt bu derneği sav savaşların Bozuldu kabail ittifakları
Kim ol karşımdaki taze nev-civan İn midir,cin midir, peri mi geldi Öldü derler idi Yusuf-i Kenan Yoksa dirilip de geri mi geldi
Ey huri cennetten seni kim kovdu Ruyundaki nuru aleme doldu Acaba karşıdan güneş mi doğdu Yoksa güzellerin feri mi geldi
Zihniya kulundur (yoksa) nedir Hüsnün ziyasıyle eyleyip bedir Okunur cemalin Leyle-i Kadir Açıldı gökyüzü sure mi geldi
Sefine gönlümü deryaya saldım Çıkarmadı bir kenara tecelli Kesildi takadım bi-mecal kaldım Vurdu beni yerden yere tecelli
Çıktım gurbet ele seyret ahımı Harap etti kalp nazar-gahımı Kara bulut gibi kesti rahımı Koymaz beni semt-i yare tecelli
Unutma Zihniyi bezm-i keremde Şu natuvan gönlüm kaldı matemde Ben kendimi gizledikçe alemde Çekti beni aşikare tecelli
Sümbülü yok gülü yok andelibi var amma Ahd-i gülşende şehr-i Şirazdır Bayburd
İlm ü edyanın olur anda fululu icra Nısfı serma ise de nısfı da yazdır Bayburd
Bir kılı kırk yarar Oslu gibi alimi var İlm ü tefsirle hilkat-tirazdır :Bayburd
Ulemasındaki Zihni verai zühd ü salah Belde-i sairede azdan azdır Bayburd
Ey saba canane dedin mi dedim; dedim dedi Düştüğüm efgane dedin mi dedim; dedim dedi
Hasretinden hasta dil gurbette naçar olduğum Yandığım hicrane dedin mi dedim; dedim dedi
Takrığım gerdane zencir-i cünün-i aşk ben Gezdiğim divane dedin mi; dedim dedi
Arz-ı hale cüretim yok azm-ı raha takatim Ol şeh-i hubana dedin mi dedim; dedim dedi
Gör ne ferman eyledi Dara-yı mülk-i hüsn ü an Zihni-i nalana dedin mi dedim; dedim dedi
Ademe bir manide gülzar-ı cennettir vatan Abı kevser haki kimya-yı saadettir vatan
Sattı kasrı zer-nitaka bu mar viraneyi Bildiler halvet-sera-yı şah-ı ülfettir vatan
Her deminde tazeler bezm-i elest peymanesin Neşe-bahş-i alem-i ahd-ı muhabbettir vatan
Kars-ı Cemdir pisteri har olsa balin-i hacer Başka hab u başka rahat başka halettir vatan
Zihni olsan malik-i Mısr-ı hazain sud yok Mülk-i la-yefna bir kenz-i kanaattır vatan
Yürü gönül azm et bir gülistana O gülzarın gülizarı geçmeden Yetir feryadını çemenistana Andelibin nevbaharı geçmeden
Gezme bu alemde sakın hüveyda Terk eyle ağyarı yar eyle peyda Metaın arz eyle ehline her ca Bu pazarın haridarı geçmeden
Esb-i nazın tutup elde yidegör Ehl-i Hakla rah-ı Hakka gidegör Zihni maksudunu elde idegör At alanda Üsküdarı geçmeden
Kalkın ara yerden dumanlı dağlar Dost elinin bahçe bağı görünsün Gülşen-i hicranda kızardı güller Andelibe feryad çağı görünsün
Dağlar bu hususta olmuşum Ferhad Sizdedir o şirin kamet-i şimşad Ya verin ya olun yek cihet berbad Ya savulun yar otağı görünsün
Saba sen de dost gidersen Değme muylarına hata edersin Hayal-i zülfüne eğer değersen Zihninin bağrında dağı görürsün
Bani getirdiler divan aşkına Bir Şah-ı hubana kulsun dediler Doğru gönderdiler meydan-ı aşka Verin sevdiğini alsın dediler
Kıymak ister aşkının canına Rakipler birikmiş dostunun yanına Düşer mi sevdiğim güzel Bugün hep aşıklar bezm-i ülfette Yar ile birlikte zevk-i sohbette Zihni muammayı bulsun dediler
Senden ayrılalı ey kaşı keman Başıma dar oldu cihan sevdiğim Hasretinden aciz oldum el-aman Hasta dilim zaman zaman sevdiğim
Suyun mu çekmişler yoksa türabın Gül kefenin olmuş sümbül nikabın İsteyenler gelsin garib tevvabın Kılsınlar namazın revan sevdiğim
Bırakın Zihniyi gam diyarında Yaktın vücudunu aşkın narına Sanma senden ayrı gönül barına Sensin İran Türan viran sevdiğim
Eğlen ey sevdiğim şah-ı hübanım Bu kış eğlen yaz gelsinde gidelim Başlasın feryada bülbül-i gülşen Goncalara şaz gelsin de gidelim
Bezensin sahralar güller açılsın Gonce-fem destinden bade içilsin Serv-ü sanavberden arar saçılsın Laleden dağ vaz gelsin de gidelim
Güzeller yürüsün Çin ü Maçinden Şehr-i Karabağdan Hıta-i Çinden Hele haber gelsin bağ-ı Laçinden Zihni-i demsaz gelsin de gidelim
Firkat-i şad ile mihman geleli Varımı harc ettim virane düştüm Gitti arz elden dil-i timarına Şahlar kapısına fermane düştüm
Olmuşum mededsiz lütfuna muhtaç Gam geldi varımı eyledi tarac İçeli ayrılık camını Zihni Bulmadı Şeyda dil kamını Zihni Anma gonca gülün namını Zihni Gülşen-i figanda hicrana düştüm
Bunaldım yar sana sitemkar dedim Bilmem nerden buldu bu cevap seni Yorulmayıp müftüye şera danış Düşürür davadan bu hitap seni
Naz edip aşıka alma ahı sen Hublar kişverinin mutlak şahı sen Hüsnünle mat ettin gökte mahı sen Şerm eder görünce afitab seni
Demişsin istemem Zihni harabı Görünce çekersin yüze nikabı Sevdiğim sehv ettin sen bu cevabı Ne hicap kurtarır ne nikab seni
Ah elinden benim zülfü kemendim Müjgan değdi sinem yaralandı gel Günbe gün artmakta derd-i derunum Uç verdi yaralar sıralandı gel
Gamdan hisar oldu meskenim yurdum Tükenmez avazım okunmaz virdim
Zihni de kulundur haftada ayda Sevip ayrılmada ne buldun fayda Azrail göğsümde canım hayhayda Gözlerimin akı karalandı gel
Süründüm yüz üzre kapına geldim Demişsin tabibim yare bağlarım Merhem kabul etmez yare bağ tutmaz Ah etsem çözülür yare bağlarım
Teşne-diller leb-i şirinçün ağlar Meme özler(çocuk) şirinçim ağlar Ferhad Bisutunda Şirin ağlar Bende yarim için ya Rab ağlarım
Yar yine gel dedi gelemem dedim Aşkın zebunuyum gelemem dedim Zihniyim lebinden gel emem dedim Gönlüm anınçün yare bağlarım
|