|
YÖRE SANATÇIMIZ SALİH DEMİR
1954 yılında Bayburt’un Şingah Mahallesinde doğdu. İlkokulu Baybut’ta, Ortaokulu İzmir’de ve Lise tahsilini ise Bayburt’ta yaptı. Şaban Demir’in 5 çocuktan tek oğlu.
Yaklaşık 15 yıl çeşitli Devlet Kurumlarında çalıştıktan sonra malulen emekli oldu. Malulen emekli olmasını da sizlere Salih Demir’in ağzından aktarmak istiyorum.. bakın Salih Demir bu durumu şöyle özetliyor; “ ben gerek fakir bir aileden gelişim ve gerekse görme özürlü oluşum nedeniyle okuyamadım. Görme hastalığı bize babaannemden irsi yani kandan geliyor. Bu hastalık babamda, 4 kız kardeşimden birinde ve bende devam etti. Benden ise 3 çocuğumdan kızımda ve oğlumda, kız yeğenimin birinde olmak üzere sürüp gidiyor. Tedavi için çok uğraşmama rağmen sonuç alamadım.” Diyor.
Müziğe başlama konusunu da Salih Demir şöyle anlatıyor; “ ben ilkokulda müziğe başladım diyebilirim. Hem ailemizin geçimini sağlamak için babama destek olurdum hem de Bayburt’un yöresel türkülerini Remzi Çavuldak ’tan, Zakir Perkset ’ten ve Recep Kırıcı ‘dan öğrenirdim. O günlerde yöre türkülerini yazanlardan ve kendim de bu konuda çalışarak 1986 yılında 2 adet kaset çıkardım. Tabi bu amatör bir çalışmaydı. Ancak Bayburt’ta çıkan ilk kasettiler. Oldu ki o gün bu kasetleri hemşehrilerim maalesef yeniledi yeniledi sattı. Tabi ben seyirci kalmaktan öteye bir şey yapamadım. Yani bana bir katkısı olmadı.”
Salih Demir Bayburt’ta ilk kurulan Bayburt Folklor Derneği bünyesinde yöresel ses sanatçısı olarak, ardında da bu gibi derneklerde ses sanatçısı olarak hem çalarak hem de söyleyerek sahne aldı. Sesinin sadeliği ile yıllarca beğeniyle dinlenildi. Bu arada çalıştığı derneklerde Yönetim Kurulu Üyelikleri de yaptı.
Salih Demir oğlu Şahin Demir ile düğünlerde davul zurna çalarak geçimini sağlarken bir yandan da Bayburt’ta, Bayburt dışında derneklerimizin düzenledikleri müzik programlarında ve Bayburt’un tanıtımı ile ilgili televizyon programlarında da yer aldı. Ancak yurtdışı derneklerimizin bu gibi yöresel sanatçılarımıza gereken önemi verdiğini söyleyemeyiz. Yurtdışı derneklerimizin bu konularda gerekli hassasiyeti göstermesini de beklediğimizi burada vurgulamak gerekir.
Bakın Salih Demir bu konuda da ne beyanat veriyor bize; “ ben yöresel bir sanatçı olarak hiç kimseden yeteneğimi esirgemedim. Yarım asırlık ömrümü bu yolda feda ettim. Hala bu gibi çalışmalara devam ediyorum. Bu işe gönül vermiş büyüklerimizin (Yusuf Kırıcı, Recep Karıcı, Zakir Peksert, Remzi Çavuldak, Zeki Dinçer yorumlarını onların ağızlarından dinledim. Bu büyüklerimden hayatta olanlar; Yaşar Aker, Mustafa Ahıskalı ve ismini sayamadığım diğer büyüklerimin ağzından Bayburt türkülerini dinleyerek, çalışarak yetiştim. Ben hiç kimsenin yaptığı eseri kendime mal etmedim. Hangi parça kimin ise onun adını yad ederek okudum. Allah(cc.) ölenlere rahmet etsin. Hayatta bulunanlara da uzun Ömerler versin. Bizim büyüklerimizden isteğimiz, benim gibi bu kültürü yaşatan insanlara sahip çıkmalarıdır. Bizlere destek olmalarıdır. Ben yeni bir Bayburt türkülerini içeren kaset çıkararak gelecek kuşaklara aktarmak istiyorum. İnşallah bunu da başaracağım. Çocuklarımızın, torunlarımızın geçmişten gelen türkülerimizi bilmesi ve öğrenmesi gerekiyor diye düşünüyorum.” Bahattin Odabaşı/BAYBURT
|