Bayburt69.com ANA SAYFA BAYBURT SEVDA´DAN ÖTE BiR TUTKU´DUR.

Timur GÜZEL



BAYBURT GÜÇ BİRLİĞİ

Hüseyin Avni ERSOY*

Neden Bayburt Güç Birliği?..

Dünyada esen “küreselleşme rüzgarı”, Ortadoğu ile beraber Türkiye’yi de yoğun şekilde etkilemeye başlamış, buna “Avrupa Birliği’ne uyum rüzgarı” da eklenince, Türk Milleti kendisini siyasal, ekonomik, kültürel ve sosyal hızlı bir değişimin içinde bulmuştur.

Binlerce yıldan bu yana gelen ve Türk Milleti’nin örf, adet ve gelenekleriyle tam bir uyum sağlayan sosyal ve kültürel yapımızda “yapılması istenen” değişim, Türk toplumu için “çarpıcı” ve “tartışılır” bir uyum sürecini beraberinde getirirken, siyasal ve ekonomik yapımızdaki değişim de zorunluluk haline gelmiş, toplumumuz, bu değişimin çalkantılarını derinden hissetmeye başlamıştır.

Küreselleşmenin “küçülttüğü” dünyada, “güçlüyü egemen kılan” bir demokrasinin ve neo liberalizmin hakimiyetinde, sınırları ve rejimleri güçlülerce çizilen yeni yeni devletlerin doğmasına, bu değişimin kıtaları sarsmasına yol açmış, bu sarsıntı yer kürenin en ücra köşelerinden bile hissedilir hale gelmiştir.

“Güçlüyü egemen kılan” bir siyasal ve ekonomik yapılanma, kıtalararası ittifakları, devletlerarası dayanışmaları, bölgesel yakınlaşmaları da “zorunluluk” haline getirmiş, “sürüden ayrılanı kurt kapar” sözünü haklı çıkaracak bir yirmi birinci yüzyıl tablosu ortaya çıkmıştır.

Dünya, “siyasal ve ekonomik” olarak böylesine “yakınlaşma ve dayanışmalar” ile daha da küçülürken, kültürel ve sosyal değişimlerle “medeniyetler çatışmasını ortadan kaldıracak” köprülerin kurulması hedef alınmış, “yerleşik” kültürlerin, örflerin ve adetlerin, bu köprülerin kurulmasında önemli engeller çıkarmaya başlamasına rağmen, “yakınlaşma ve dayanışma zorunluluğunun” her şeye galebe çalacağı görülmüştür!..

Türkiye bugün, bu çatışmanın yaşandığı bir bölgenin tam merkezinde olan ülkelerden biridir!..

Küreselleşme ve AB’ye uyum için atılan her adım, Türk Milleti’nin her kesimini etkilemekte ve büyük tartışmalara yol açmaktadır.

“Göçebe” bir toplumdan “yerleşik” bir topluma geçmenin gereklerine onlarca asırlık bir zaman sürecinde ancak alışabilen Türk Milleti cumhuriyetin kuruluşundan bu yana geçen kısa sürede adapte olmaya çalıştığı “cumhuriyet - demokrasi - liberal ekonomi” gibi dünyaya entegre olmakta seçtiği “batılı ve çağdaş” yolun köşe başlarını bile henüz tam olarak dönememişken, birden bire  kendisini “küreselleşmenin ve AB’ye uyumun hızlı ve çetin şartları içinde bulması” çok şaşırtıcı olmuştur.

Her şeye ve her zorluğa rağmen, Türkiye ve Türk Milleti bu değişim ve uyum sürecini yaşayacak ve cumhuriyetin kurulmasından beri yürüdüğü yolda “muasır” medeniyetin istediği ve beklediği “bugünkü ve bundan sonraki” bütün gerekleri yerine getirecektir.

Türk Milleti de  kentlisiyle, köylüsüyle, “artık” dönüşü olmayan bir yolda olduğunu idrak edecek ve bunun gereklerine uyum sağlayacaktır.

İşte bu noktada, devlete, kamu ve özel sektörün kurum ve kuruluşlarına, sivil toplum örgütlerine, meslek kuruluşlarına fert fert Türk insanına büyük görevler düşüyor.

Ayakta ve hayatta “güçlü” olarak kalmak isteyen devletler, toplumlar nasıl “siyasal ve ekonomik ittifak ve destek arayışları ve buluşmaları” içinde yarışıyorlarsa, ekonominin temelini teşkil eden kuruluşlar da “benzer” bir yöntemi kullanarak “birleşmenin gücünü ve sinerjisini” kullanmayı öğreniyor, deniyor ve başarılı oluyorlar.

Birleş, gücünü arttır, büyü; işte başarının şifresi!..

Bayburt Güç Birliği Projesi’nin temelinde yukarıda bahsettiğimiz gerçekler yatıyor!.

Bu gerçeğe dikkat etmemiz gereken bir de “zorunluluk” var:

AB, kıstası koymuş; “köylü/çiftçi nüfusu yüzde on yediye inecek!..”

Türkiye’yi ve diğer illeri bir yana bırakalım, bu kıstas “Bayburt için” ne demektir?..

Toplam nüfusu 97.358 olan Bayburt içinde kent nüfusu 41.356, köy nüfusu ise 56.002’dir.

Yuvarlak rakamlarla ifade edersek; 100 bin nüfuslu Bayburt’un kentlerinde 42 bin, köylerinde 58 bin insan yaşamaktadır.

AB diyor ki; “Bayburt’un kentlerinde 83 bin, köylerinde 17 bin kişi yaşayacak!..“

Peki, bu nasıl olacak?..

Her yıl, “işsizlik” sebebiyle nüfusu binde 9.75 azalan bir ilde, köylerde yaşayan insan sayısının 58 binden 17 bine düşürülmesi nasıl mümkün olacak?..

Köyde yaşayan nüfusun 41 binini tarımdan kopararak, sanayi ve hizmet sektörlerine taşımanın yolu nasıl açılacak?..

Elbette, “AB’ye girmek için uyum yasalarını ve kıstaslarını hayata geçirme sorumluluğunu yüklenmiş olan” devlet, üzerine düşen görevi, imkanları ölçüsünde yapmaya gayret edecektir; ama devletin imkanları ortadadır.

Özel sektör, bu konuda gerekeni, hatta üzerine düşecek olandan daha fazlasını yapmazsa, “AB’nin %17’lik kıstasının gerçekleşmesinin mümkün olamayacağı” da ortadadır.

Artarda gelen ekonomik krizlerle savaşan ve yıllardır ayakta durmaya çalışan özel sektör kuruluşlarının “böylesine dev bir yükü kaldırmak için” neler yapabileceği de tartışma konusudur.

Ama, ülkenin belirli illerinde ve yörelerinde denenen ve başarıya ulaşan “güç birliği planı ile, özellikle “tarımda verimi arttıracak” ve de “tarımdaki nüfusa yeni iş imkanları yaratarak” onları “köyden ve tarımdan koparacak” projeler gerçekleştirile bilinirse, Türk toplumunda, AB‘nin istediği yönde “yeni nüfus yapılandırılmasının” da ilk ve önemli adımı atılmış olacaktır.

Türk ekonomisinde tarımın gayri safi yurt için hasıladaki payı 2004’de yüzde 11.6 idi. Aynı yılın Avrupa Birliği rakamlarına baktığımızda, AB üyesi 25 ülkede yüzde 2.1 ve ‘yeni üye” 10 ülkede ise ortalama yüzde 3.6’dır. Buna karşı tarımdaki istihdam Türkiye’de yüzde 34 iken, AB’nin 25 ülkesinde yüzde 5.4, yeni 10 ülkenin ortalaması ise yüzde 13.4’tü.

Bu “çarpıcı rakamlar”,Türkiye ‘ den “ne istendiğini” ortaya koymaktadır.

Türkiye bunu yapmak zorundadır.

Bayburt da bunu başarabilir.

Bayburt, 97 bin 358 kişilik nüfusundan 15.951 kişinin “yeşil kart sahibi” olması gibi “acı” bir gerçeği de, kısa zamanda ters yüz edebilir.

Türk siyasetine, Türk bürokrasisine, Türk iş alemine ünlü ve başarılı bir çok evladını yetiştirerek vermiş olan Bayburt’un , “ekonomisini güçlendirecek ve ekonomisine öncülük edecek” bir güç birliğini gerçekleştirmek için ilk adımı atmasının zamanı gelmiştir.

Bayburt Güç Birliği, Bayburt Valiliği’nin, Özel İdaresinin ve Bayburt il ve İlçe Belediyelerinin de katılımı ile geçekleştirilebilir, Hatta daha önce düşünülmüş tarıma, hayvancılığa dayalı projeler ile içme suyu projesi gibi nice projeler hayata geçirilebilir.

Valiliğimiz, Özel İdaremiz, Belediyelerimiz, Güç Birliğine maddi ve manevi her türlü desteği verecek durumdadırlar.

Çağrımız Bayburt Güç Birliği’nin gerçekleştirilmesine omuz verecek Bayburtluları mümkün olan en erken zamanda bir araya getirmek içindir.

Bayburt için el ele verecek ve Bayburt’un 16 bin yeşil kartlık makus talihini yenecek projeleri Bayburt Güç Birliği çatısı altında gerçekleştireceğiz.

Sizlere sesleniyoruz. Bayburt’umuzu 81 vilayetin istatistik sıralamalarının son sıralarından üst sıralarına ancak el birliği ile kurulacak Bayburt Güç Birliği ile yenebiliriz. Bayburtlu sevgisi bir ateştir. Bayburtlunun Bayburt sevgisi hem yüreğini hem de cebini yakar.

Haydi Bayburt Valiliği, Belediyesi, Civar Belediyeleri, Sivil Toplum kuruluşları, odalarımız, Bayburtlu, Türkiye ve Avrupa’daki hemşehrilerimiz; Gelin bu rüyayı hep beraber hayata geçirelim.

Saygılarımla.

Not:Her türlü öneri ve fikirlerinizi bekliyorum.

*İzmir Bayburt Kültürel Sosyal Turizm Tanıtma ve Yaşatma Derneği Yönetim Kıırulu Başkanı,

Tlf: 0232 4417556, Belgegeçer: 0232 4414780, Cep: 0 532215 6028