Bayburt69.com ANA SAYFA BAYBURT SEVDA´DAN ÖTE BiR TUTKU´DUR.

Timur GÜZEL



GERÇEKLER

 

Yönetici konumunda ki insanların seçilmelerinde ya da atanabilmeyi istemelerindeki amil, para değil de hizmet olsaydı, bizler çok daha farklı konumlarda olacaktık.

            Ekonomik sıkıntılarımız olmayıp, amblem ve sloganlarla sınırlı kalan refah milletimiz tarafından yakalanmış olacaktı. Kişi başına milli gelir  birinci derecede gelişmiş  ülkelerde olduğu gibi  insanımızın bütün ihtiyaçlarını  karşılayacak miktarlarda  olacaktı.

            Bu derecede vatanına ihanet eden illegal örgütler olmayacağı gibi  çatışmalar yerine sevgi hakim olacaktı.

            Yaranmaya çalışan biz değil de diğer milletler olacaktı v.s        

Bütün bunlara sebep yöneticiler mi derseniz  ben tereddüt etmeden evet diyebilirim. Zira elli yıldır bizi yönetenler fakır halkın lokmasını    hortumculara ikram ederek hep  tahtı Süleyman’a  nail olabilmişlerdir.

            Kırsal kesimde yaşayan vatandaş belediye başkanına dahi ulaşamazken,  marka işler çevirenlerin,  üst düzey bürokratlara  emri vaki iş alternatifleri  sunmaları, boşaltılan bankalar, Karun kadar zengin olduğu halde çeşitli adlar altında hazine    ortağı yapılanlar,  yukarıda saydığımız haksızlıkların menşeini oluşturmaktadır. Ne acıdır ki bu haksızlık  elli yıl öncesinde olduğu gibi  bu gün de aynı hızla  devri alem etmektedir.

            İnancımız nedeni ile diğer uygarlıklardan farklı olmamız gerekirken,  aksine  haksız kazançlar uğruna  her şeyini feda eder  duruma düşmemizin  temelinde yine  seçilmiş veya atanmış  bürokratların varlığı söz konusu.  Yüz insanın  kazanmaya muktedir olamayacağı  miktarda servete  sahip olabilmek ancak  tanınan  özel imkan ve  müsamahalarla sağlanabilmektedir.

Bin beş yüz yıl öncesinin  köhne fikri denilerek bir köşeye ittiğimiz  düşüncelerden  sistemli bir şekilde  uzaklaştırılmamızın bir nevi bedelini  fakirlik, cehalet ve geri kalmışlıkla ödemekteyiz. Bu nevi düşünceler yalnızca yüzde bir oranlarında kalırken büyük çoğunluğun:

-Varsın olsun, nasıl olsa devletin malı deniz.......

-Yedi yüz yıldır bitirilemeyen milli servet  bu gün mü bitecek.

-Bu kadar da bağnazlık fazla!

-Gemisini yürüten kaptandır.

Şeklinde  ifade edilen bu hususla alakalı düşünceler  her geçen gün artarak devam etmektedir.Bir cepten alıp diğerine koymak şeklinde ifade edilebilecek nitelikteki bu  durumun temelinde var olan gerçek ise kişilerin  hakkı istemeleri yerine dilenmeyi tercihten kaynaklanmaktadır. Hal böyle olunca  kraldan çok kral geçinenler   kelle kesip, kol uçurmaktadır. Oysa ki  bulundukları makamı kendilerine tevdi  eden çeşitli şekillerle zulmü uyguladıkları halkın ta kendisi olmuştur.  Hiç kimse zül ve işkenceyi yalnızca kapalı kapılar ardında  darp olarak değerlendirmemelidir. Kişi başına düşen milli gelir belli başlı odaklara akıtılıyor, illegal örgütlerle devlet birimleri arasında dirsek teması sağlanıyorsa, elbette ki  masum vatandaş için  bir lokma ekmeğin  hayalini kurmak zulümden de öte kelimelerle ifade edilecektir. Diğer tarafta susmanın da  zulüm olduğunu söylemeye  gerek dahi görmemekteyim.

            Timur Anadolu’ya varınca oranın ariflerinden Ahmedi bir vesileyle onun tabaası arasına karışarak hamamda  sohbet ve eğlence meclisini kurarlar. Timur’un gayet neşesi yerinde olup Mevlana Ahmedi’ye:

            -Şu benim meclisimde bulunan beyleri, nedimeleri ve hizmetçileri  satacak olsak sence kaç para ederiz? Diye sorar.Ahmedi her her beyine, her ağasına bir değer biçer. Timur:

            -Ya ben bahada ne tutar, kaç para ederim?

Ahmedi:

-Otuz beş akçe edersiniz, der.

Timur:

            -Ahmedi bu nasıl söz, yalnızca belimdeki peştamal otuz beş akçe eder.

Ahmedi:

            -Ben de zaten otuz beş akçeyi üstünüzdeki peştamal için dedim. Yoksa sen çeyrek akçeye değmez ve iki pul etmezsin, der.Bu açık sözlülük Timur’un oldukça hoşuna gider.

            Ne acıdırki  günümüzde bürokratlar için  eleştiri bir tarafa, eli kalem tutan güruh:

            Tokuştur kadehi, değmeyip zülfü yare

            Güneşe bak, gölge olsun bin pare, 

diyebilme kudretine haiz.    

  

Asim YAVUZ