BAYBURT SEVDA´DAN ÖTE BiR TUTKU´DUR. Timur GÜZEL

Ana Sayfa Bayburt Haberler Sanatçılarımız İslamiyet Forum Bayburt CHAT Bayburt TUBE Dostluk İletişim
 



 

BİR KINAMA BİR KUTLAMA...

Memur-Sen Bayburt İl Başkanı Polat; " Dünyanın en kanlı terör devleti İsrail, insanlık onurunu ayaklar altına alan bir yaklaşımla Gazze'ye düzenlediği saldırılarla 100'den fazla Filistinli masum insanı şehit etmiş bulunmaktadır"dedi.

BAYBURT69.com 08.03.2008- Memur Sen İl Balşkanı Hacı Ali Polat, Filistin deki İsrail Saldırılarını hem kınamak hem de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü olması sebebiyle Memur Sen İl Başkanlığı Toplantı Salonunda açıklamalarda bulundu.Gerçekleşen Sendikaya Memur Sen İl Başkanı Hacı Ali Polat ın yanısıra Eğitim Bir Sen Bayburt Şube Başkanı Fikret Özbey, Eğitim Birsen ve Memur Sen Yönetim Kurulu üyeleri ve her iki sendikanında üyeleri katıldı. Terörü devlet politikası olarak benimseyen İsrail, kuruluşundan bu yana uluslararası hukuku hiçe sayarak devletini kan ve gözyaşı üzerinde yükseltmeye devam ettiğini vurguluyan Memur Sen İl Başkanı Hacı ALİ Polat sözlerine şöyle devam etti; " Yüzyıllardır yaşadığı topraklardan kovulan Filistinliler, sığınmacı sıfatıyla dünyanın dört bir yanında vatan hasretiyle yanarken, toprakları üzerinde dar bir alana sıkıştırılan Filistin halkı soykırıma tabi tutulmaktadır. Karşısında, en temel insan haklarının savaşımını verenlerin cılız güçlerini en ağır silahlarla yok etmeye kalkışan İsrail, kadın, çocuk ayırdetmeden sürekli katlederek adeta kana doymayan bir görüntü sergilemektedir. Elbette İsrail'i bu denli azdıran, şımartan, vahşetine sessiz kalarak destek olan devletleri de unutmamak gerekir. Afganistan'da ve Irak'ta güya Müslüman halkları demokratik ortama kavuşturma adına BM kararlarıyla harekete geçen ABD, söz konusu zalim İsrail olunca Birleşmiş Milletler Örgütü'nün aldığı kararları veto ederek asıl büyük şeytanın kendisi olduğunu ortaya koymaktadır. Bunun yanında, kendi içerisinde övünç vesilesi olarak sunduğu insancıl demokrat tavrını dünyaya yansıtmayan Avrupa Birliği ülkelerinin bu vahşetteki payını da vicdanını kaybetmemiş herkes görmektedir. İsrail meş'um saldırılarına devam ederken insancıl tavırlarını maske olarak kullandığını belli eden pek çok sözde demokrat ülkenin maskesi de düşmekte, hayvan hakları, tabiat varlıklarının korunması, hatta Batı toplumunun bile genel kabulüne aykırı, sapkın yaşayış tercihinde bulunanların haklarının korunması konusunda alınan mesafeler konu Müslüman halkların yaşam hakkı olunca birdenbire kaybolmakta, 'kahreden sessizlik ve tepkisizlik' hangi dünyada yaşıyoruz? sorusunu sordurmaktadır. Dünyanın demokrasi algısının Müslüman ülkeler söz konusu olduğunda farklı bir yapıya büründüğü, Filistin'de yapılan seçimlerde en bariz biçimiyle kendisini göstermiştir. Kendi halkına ihanet eden yönetimler desteklenirken halkın gerçek temsilcileri halk tarafından işbaşına getirildiğinde tanımama, yok sayma biçiminde iki yüzlü tavır ortaya konulmuştur. Filistin halkının işbaşına getirdiği Hamas'a karşı ortaya konan tutum, mazlumların temsilcisini de seçme, halkın iradesini ambargolarla yok sayma, mazlumun 'ah'ını bastırma girişimi şeklinde zorbaca bir tavır olarak kendini göstermiştir. 100 yıldır birbirini unutan, birinin çektiği acıyı diğeri hissetmeyen, birisi ağlarken diğeri gülmeye devam eden, kardeş olduğunu unutan, Müslüman halklar ve yöneticileri aklını başına almalı, zulme rızanın zulüm olduğunun, zulmün bir gün kendisini de yakacağının bilinciyle bugün İsrail zulmü altında inleyen Filistinli kardeşlerine yardım etmelidir. Hangi dinden, hangi ırktan, hangi düşünsel bloktan olursa olsun insana mahsus özelliklerini yitirmemiş olan herkes, İsrail'in yırtıcı vahşetine dur demelidir. İnsanlık, 21. yüzyılda da tarih sahnesinde olduğunu göstermeli, zorbaların yaşama hakkının kutsallığını fütursuzca çiğnemesine engel olmalıdır.Birleşmiş Milletler, İslam Konferansı Örgütü gibi örgütler uyarı ve temenniden ibaret girişimlerden ziyade aktif, zulmü bitirici, insanlığın ortak kaygılarını eyleme dönüştürücü girişimlerde bulunmalıdır.Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükümet, Filistinli kardeşlerimizi İsrail'in vahşetinden kurtarmaya yönelik daha etken tavır ortaya koymalıdır. Türkiye Cumhuriyeti'nin bölgesel gücü, dünyadaki etkinliği böyle bir görevi üstlenmesini gerektirmektedir.Halkımız, İsrail mallarına, İsrail'in vahşi eylemlerini destekleyen sermayedarların mallarına ambargo uygulamalı, harcadığı her bir kuruşu İsrail'e ekonomik katkı olabileceğini düşünerek harcamalıdır"dedi.

8 Mart Dünya Kadınlar Gününü Memur Sen  olarak kutladığını ve sendikalarında  bir bayanın olmamasını da üzüntüyle karşıladığını vurgulayan Memur Sen İl Başkanı Hacı Ali Polat; Kadınların doğuştan sahip olduğu hassasiyet, zarafet, letafet, şefkat ve incelik gibi özellikleri alt unsur olarak kabul eden hâkim anlayış, erkeğe mahsus güç, kuvvet, cesaret ve hâkimiyet gibi meziyetleri öne çıkararak aslında birbirini tamamlamak üzere yaratılan iki cinsten kadını erkekten daha alt statüye iterek negatif ayrımcılığa muhatap kılmıştır. Yaratılıştaki hikmetten habersiz toplumların güce dayanan yapılanmasında mağdur olan kadınlar, haklarının mücadelesini vermek adına 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü vasıta olarak görmüş ve bu günü 1800'lü yılların ortalarından itibaren çeşitli etkinliklerle değerlendirmişlerdir.8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nün kadınlara şaşı bakan erkek egemen toplumların yaşadığı coğrafyaların icadı olduğuna 'Dünya Erkekler Günü' adıyla bir günün bulunmayışı en büyük delildir..Eğitim-Bir-Sen olarak, demokrasisi işlemeyen, meclisinin iradesi uygulanmayan, kadınların başörtüsünün; yasakçılığın, zorbalığın ve mahrumiyetin simgesi haline getirildiği bir ülkede, kadınların en temel insan haklarından olan eğitim ve çalışma hakları, hukuksuz ve tümüyle keyfi olarak ellerinden alındığı bir ortamda 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü, 'kutlanacak özel bir gün ya da bayram' olarak ele almak içimize sinmese de kadınların sorunsuz yarınlara kavuşması temennisiyle tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutladıüını da sözlerine ekledi.

FOTOGRAFLARI:   1   2   3    4  

FATİH MEHMED ÖZCAN