| |
BAYBURT NOTLARI
Tarihte ikinci medeniyet merkezi Bayburt.Dede Korkutların,Genç Osmanların,Zihnilerin,Hicrani,Celali,ağlar Babaların diyarı Bayburt.Nice manevi önderlerin bağrında yeşerdiği iklim,Kop savunması ile ikinci Plevne müdafaası namıyla tarihe geçen yiğitler yöresi…Marco Polo’nun deyimiyle dünyanın en uğrak yeri.Şairler,ozanlar evliyalar büyük devlet adamları yatağı olan bayındır memleket…
Ben sözü geçmişten bu günlere getirmek istiyorum. Bu yazıyı kaleme almaktaki asıl maksadım,her şeyin alabora olduğu,bizi biz yapan değerlerin kül ufak olup göğe savrulduğu günümüz Türkiyesi ve dünya konjonktörü çerçevesine Bayburt penceresinden bakmaktır.ne geçmişle kuru kuruya övünmektir maksadım ,ne de mesnetsiz komplo teorileri üretmektir.Akademisyen ,bilim adamı, ekonomist de değilim.sadece duyarlı sıradan bir Bayburt ferdi olarak tanımlıyorum kendimi.
Ben Bayburt’un ücra bir köyünde doğmuş,çocukluğunu ve gençliğini bayburtun daracık sokaklarında geçirmiş,memleketinde 6 yıl öğretmen olarak hizmet vermiş mütevazi bir öğretmenim sadece.O yüzden iddialı da değilim.maksadım deneme kurgusu içinde bilebildiğim ve anlayabildiğim kadarıyla düşüncelerimi dile getirmektir,hepsi bu…
Bayburt Türkiye’nin en küçük ve en gerçek kesitidir.Bayburt ve Bayburtlunun kaderi Türkiye ile özdeştir.temel sorunları aynıdır,Türkiyeyi doğru anlamak için önce Bayburt’a bakmak gerekir diye düşünüyorum.
Bayburt kültürü öz be öz Türk kültürüdür.zira dede korkut hikayelerini her okuduğumda o sayfalar beni yıllar öncesinin tozlu sokaklarına,Bayburtun bozkırlarına, şölenlerine götürür beni.Oradaki lisan bana geçmişimi, Bayburt’ta geçen zamanı hatırlatır.
Peki Bayburt Bayburt olduğunun farkında mıdır?ya da ne kadar farkındadır?Bayburtluyu Bayburtlu yapan temel değerler,ana hasletler nelerdir?zannımca çok geç kalınmış bir soru bu.ancak yine de bu kavramların yeniden yorumlanması, anlamlandırılması ve konuşlandırılması gerekmektedir.her şeyin içinin boşalttığımız gibi bu kavramların da içini boşalttık ustaca.geriye sadece kuru bir şovenizm,ve posası kaldı artık.yeni nesil bilmiyor anlamıyor,anlayamıyor bayburtu ,Bayburtluluğu.bu kelimeler ruhsuz,anlamsız olarak duruyor karşımızda.
Hemen belirteyim ki bu sağlıksız gelişme ve yozlaşma sadece bayburtun suçu da değildir.gittikçe ağırlığını koyan popüler kültür ve kültür emperyalizmi doruğa tırmanmıştır.Türkiye bir bütün olarak kültür açısından can çekişirken bayburtta onun bir küçük kesiti olarak bundan nasibini geç de olsa fazlasıyla almaya devam etmektedir.ben bu yozlaşmanın nedenlerini iç nedenler ve dış nedenler diye ikiye ayırıyorum.dış etkenleri bir kenara koyuyor,fakat bizden yani iç nedenlerden kaynaklanan sorunların temeline inilmesi ve sağlıklı çözümler üretilmesi gerektiğini dile getirmek istiyorum.hep dışarıda suçlu arayarak hiçbir sorunun çözülmeyeceğini biliyoruz.
“yiğit düştüğü yerden kalkarmış derler.”biz de böyle yapalım diyoruz.ancak bunun ne denli zor ve uzun süre gerektiren bir süreç olduğunu da kabulleniyorum.
Bizi bekleyen kökleşmiş sorunlar var gerek Bayburt içinde gerekse Bayburt dışında.karşımızda iki Bayburt var çünkü:içerideki Bayburt,dışarıdaki Bayburt.içerdeki Bayburt toprağa tutunan kökümüz,dışarıdaki Bayburt ise hava alan,meyve veren dallarımız yapraklarımız oluyor.ikisinin sorunları arasında bazen benzerlikler, bazen de farklılıklar ortaya çıkıyor.onun için çok ama çok detaylı ve sağlıklı etüde ihtiyaç var.öncelikle yapılması gereken,bilgili tecrübeli aydınlarımızın,kanaat önderlerimizin Bayburtlunun felsefesini yeni baştan oluşturmaları,vizyonunu ve misyonunu tekrar belirlemeleridir diye düşünüyorum.
Bir toplum,bir memleket akıllı siyasetçilerce yönetildiği,mimar ve mühendislerce imar edildiği,fikir adamları ile yönlendirildiği,bilimsel esaslara göre projeler hazırlayıp uyguladığı sürece kalkınır,yol alır.değerlerine sahip çıkıldığı oranda yükselir ve yücelir.
Peki biz bu konuda neredeyiz?nerede olmamız gerekir?bunun muhasebesini yapmak gerekmez mi acilen?
Ne yazık ki popülist söylemler ve eylemlerle kaybettik yıllarımızı.türkiye gibi biz de hazırlıksız yakalandık 21 yüzyıl dalgasına.zaman zaman mazinin tozlu sayfaları ile avunduk,zaman zaman da ucuz siyasi nutuklara alkış tuttuk.çoğu zaman basit bir şovenizmin ötesine geçemedi Bayburtluluk kavramı.memlekete artı değer katamadık yetiştirdiklerimiz heba olup gitti,geri dönüşümü sağlanamadı.
İl olmakla tatlı bir zafer sarhoşluğuna kaptırdık kendimiz,bütün sorunlar bitti sandık.tarihi bir yanılgıya düştük,düşürüldük.sağlıklı bir ekonomik altyapı kurulmadı,üreten Bayburt tüketen Bayburt’a dönüştü zamanla.üretemediğimiz içindir ki,hiçbir ürünümüz dış pazarlarda yer almadı.memlekete gelen girdiler(devlet yatırımı,döviz vs.)akıllı ve kar getiren yatırımlara dönüştürülemedi.bu konuda ne devlet tarafından ne de önder olması gerekenler tarafından hiçbir ciddi çağrı yapılmadı,seferberlik başlatılmadı.kanayan göç yarası kanamaya devam etti.yalnızca birkaç mahalle zengini türettik hepsi o kadar.yıllarca avunduk,avutulduk kalkınıyoruz gelişiyoruz diye.bakın türkiyeye ne kadar da benziyoruz bu konuda.çoğu zaman dedikodu ve söylentilerle idare edildik,kamuoyu bu şayialar üzerine oluşturuldu.hiç bir konuda olmadığı gibi bu konuda da bilimsel davranma yoluna gitmedik.buna gerek de duymadık nasıl olsa şimdilik işler yolundaydı.2000-3000 nüfuslu yerleri ilçe yapmaktı tek amacımız.artık gerisi kolaydı.köyünde merasında çiftçilik,hayvancılık yaparak ülke ekonomisine katkı sağlayan insanlar özendirilerek şehre taşındı ve tüketici sınıfına geçti.kendine ait ürünü,üretimi olmayan,amaçsız günü birlik yaşayan bir toplum haline geldik böylece.göbeğimizden devlete bağlanmıştık bir kere bütün bunları düşünmedik düşünemedik.
(devam edecek)
__________________
BAYBURTUN NOTLARI-2
Yetişen kültürlü nesil layıkıyla değerlendirilemedi,Türkiye’deki beyin göçü Bayburt’ta da yaşandı.tahsil yapıp memleketine dönenlerle yıllar yılı “dil gırir” diye dalga geçmedik mi?ya da birkaç kelime İstanbul ağzı öğrenince yöremizin ağzını kullanmayı ayıp saymadık mı?hep şekille,göstermelik şeylerle uğraşıldı.kimse işin içine özüne bakmadı.günübirlik politikalarla geleceği de kurtardığımızı düşündük.dışarıdan gelen herkesi ayakta karşılarken kendi yetiştirdiğimiz değerleri önemsemedik;”volaaa!” diye çağırdık.onlara da beyefendi demeyi onurumuza yediremedik.hemşericiliği çıkarlarımız olunca aklımıza getirdik,ve basit çıkarlarımızın ucuz malzemesine dönüştürdük.bu konularda da ustalaşmıştık artık.
Birimizin hepimiz,hepimizin birimiz için olduğu gerçeğini çabucak unuttuk.
Tarım ve hayvancılık kenti bu özelliğinden kurtardık fakat sanayi şehri de yapamadık.Bayburt’un tarihi ve doğal güzelliklerini layıkıyla koruyup tanıtıp ülke turizmine kazandıramadık.bir “Bayburt ketesini” bile markalaştıramadık.Bayburt tavayı Bayburt dışında kaç yerde görmüşsünüzdür.türkülerimiz manilerimiz ya unutulup gitti,ya da başkalarına kaptırıldı.
Birkaç konutun yapılması ile Bayburt büyüyor, kalkınıyor sandık.oysa şehir taşınıyordu sadece.yeni fikirler ileri sürenleri tersleyip azarlayıp-hatta hainlikle suçlayıp-kolayca susturduk.sadece kendimizi kandırabildik.
il dışında faaliyet gösteren derneklerimiz de bu duruma çare olmadığı gibi bu sorunun bir parçası haline geldi.nice ümitlerle kurulan kültür derneklerimiz hızlı bir kahvehaneleşme sürecine girdi.amacından uzaklaştıkça uzaklaştı.çocuklarımıza Bayburt barı,cirit,Bayburt türküleri ne kadar tanıtılabildi?nüfusumuzun yarısını oluşturan kadınlarımız ne kadar katılabildi bu sürece?dernekler ve dernekçiliğimiz neşter vurulması gereken acil sorunlarımızdan biridir bence.tabela ile işin bitmediğini hala anlamak istemeyenler olduğunu görüyoruz. Kemiyetin değil keyfiyetin önemli olduğunu halka anlamayanlar var aramızda.
30 yıldır büyük bir şehirde yaşadığı halde geldiği yörenin ağzıyla konuşmakla Bayburtlu olduğunu düşünen,Bayburtluluk görevini ifa ettiğini sana sığ görüşlere yeter demeli artık.bu iş bilimsel esaslara dayandırılmadığı,planlı ve programlı yapılmadığı ve emin ellere bırakılmadığı sürece yürümüyor artık beyler!uyanın.kendiniz uyurken bizi de uyutmaya çalıştığınız yeter!
Tv programlarına çıkıp kaş yaparken göz çıkarmalar bitsin artık.bunca prof,öğretim üyesi,okumuş mürekkep yalamış insanın köküne kıran mı girdi?Bayburtu tanıtmak adına rezil etmeyin artık.
Bana sorarsanız eski güzelliklerimizi tek tek yok ettik yerine yenilerini de koymadık,koyamadık.hepimiz bunların sancısını çekiyor,acısını yaşıyor,bedelini de topluca ödüyoruz.
Türkiyenin yaşadığı kısır siyasi çekişmelerden ders almalı aynı hataları tekrarlamamalıyız.Bayburt’u,Bayburt’un toplum yapısını,coğrafi yapısını,Bayburtlunun psikolojik halini tanımadan bilmeden atılacak her adım beyhudedir,başarısızdır.Bayburt’u anlayabilen genç dimağlara düşüne üreten beyinlere her zamankinden çok ihtiyacımız var.bu potansiyele sahip olan Bayburt içerideki ve dışarıdaki gücünü bir an evvel harekete geçirmeli,kaynaşmalı bütünleşmeli önündeki acil sorunları elbirliği ile çözmelidir.kolektif akıl bir an önce devreye sokulmalıdır.Bayburtun çok sağlıklı işleyen bir “ar-ge”ye de acilen ihtiyacı vardır.uzun vadeli planlar,projeler hazırlanmalı,il içindeki ve dışındaki beşeri-doğal bütün kaynaklar verimli bir şekilde kullanılarak Bayburt ayağa kaldırılmalıdır.
Gözden kaçan önemli noktalardan biri de Bayburtun bilimsel ekonomik ve kültürel birikiminin geri dönüşümünün sağlanabilmesidir.Bayburtta büyüyüp yetişen ancak üretici çağa gelince göç eden yetişmiş beyinlerin,dışarıdaki Bayburtlunun kazancının bayburta geri dönüşümünü sağlayacak çalışmalar yapılmalıdır.beyin göçü türkiye gibi bayburtun da en ciddi sorunlarından biridir.
Bayburta diğer illerden ciddi boyutta hiç tatil ve turizm turları düzenlendi mi?merak etmişimdir.ucuz ve cazip tatil imkanları,dinlenme tesisleri yapılması ile ilgili ciddi bir proje hazırlanmış mıdır?kış turizmi,yayla turizmi,rafting ve doğal güzelliklerimiz ve tarihi eserlerin tanıtımıyla ilgili yeterince adımlar atılmış mıdır?ne yazık ki hayır.
Son 20-30 yılda atılan tek ciddi adım bence dede korkut şölenidir.bu etkinlik Bayburtun yüz akıdır.bu kültürel ve sanatsal etkinlik hem yurt içinde hem yurt dışında layık olduğu yeri almak üzeredir.bu fikri ortaya atan,planlayan insanları, canı gönülden kutlamak gerekir.
Peki başka neler yapılabilir.bu konuda derinlemesine düşünmemiş olmama rağmen aklıma ilk gelenleri söyleyeyim:
1-yayla dağ,kış turizmi,rafting yaygınlaştırılıp teşvik edilebilir.
2-yeteri kadar temiz ucuz ve bakımlı konaklama yerleri yapılmalıdır.
3-Bayburt iklimine ve toprak yapısına uygun tarım ürünleri üretimi teşvik edilmelidir.üretilen ürünlerin dış pazarlaması yapılmalıdır.
4-merkezi Bayburt olmak üzere çeşitli illerde özellikle büyük metropollerde dernekçiliğin çok ilerisinde Bayburt temsilcilikleri kurulabilir.basın ve hakla ilişkiler uzmanı insanlar görevlendirilebilir.
5-il içinde il dışında,yörenin folkloru,örf adetleri,kıyafeti,yemeği ile ilgili bilimsel esaslara dayalı eğitim verilebilir.bu iş deneklerce yapılabilir.
6-göçü önleyecek köklü ve kalıcı tedbirler alabilmek için anketler yapılmalı,sosyologlar ve ekonomistlerce önerilen reçeteler uygulanmalıdır.
7-Bayburt bugünkünden çok daha fazla olarak ağaçlandırılmalı,yeşil bir kent haline getirilmelidir.
8-çevre kirlenmesi ve çarpık kentleşme gibi sorunlar şimdiden hesaba katılmalı şehir sağlıklı bir yapılaşma süreci tamamlamalıdır.büyük şehirlerin hatalarından ders alınmalıdır.
9-Bayburt kültürü ile ilgili araştırmalar,projeler hazırlamak,Bayburt kültürünün tanıtımını yapmak amacıyla valilik veya milli eğitim bünyesinde “Bayburt enstitüsü” kurulabilir.
10-il dışında faaliyet gösteren dernekler bir federasyon haline getirilmeli,her yıl Bayburt şurası halinde toplanmalı,ortak kararlar almalı ve uygulamalıdır.bu şuraya bilgili ve tecrübeli büyüklerimizde katılmalıdır.
11-Bayburta mal olmuş büyük şahsiyetlerin hayatları öykü senaryo kurgusu içinde ele alınıp edebiyat dünyasına,tv yapımlarına kazandırılabilir.neden bir Bayburtlu zihninin,dede korkutun, hayat hikayesi Reşat Nuri’nin yaprak dökümü,Çalıkuşu romanı gibi film konusu olmasın ki.bu konuda öncelikle iş adamlarımıza siyasilerimize ve yazar çizerlerimize büyük görevler düşmektedir.
12-Bayburtu Bayburtta, ülke içinde,ülke dışında anlatacak,tanıtacak ancak daha geniş kapsamlı çalışmalara da açılabilecek şehir tiyatrosu kurulabilir.belli başlı gecelerde,şölenlerde bu tiyatronun çok önemli yeri olabileceğini düşünüyorum.
13-bahsettiğim bu çalışmaları planlayıp organize edecek kurullar ve üst kurul oluşturulmalı ve her kurul diğeriyle koordineli çalışabilmelidir.
“Madem ki Bayburtliyuğ,hepimiz birük” ilkesi hayata geçirilmelidir.Sözde değil özde birlik sağlanmalıdır.
Özcan AKBAŞ
|
|