| |
Dava, AKP davası mı?
Laikliğe karşı faaliyetlerin odağı olan bir partinin kapatılması yürürlükteki hukuk sistemimize göre gerekli ve zorunludur.
AKP hükümeti, milletvekilleri, teşkilat yöneticileri üniversitelerde ya da başka yerlerde öğrencilerin başörtü takma zorunluluğunu getiren bir yasa için uğraşsalardı bu laikliğe aykırı olurdu. Ve AKP´nin kapatılması doğru olurdu.
Böyle bir girişim yasaların din kurallarına göre düzenlenmesi anlamına gelirdi. Çünkü laiklik din ve devlet işlerinin birbirine karışmaması demektir.
Laiklik aynı zamanda yurttaşların inandıkları dinin gereklerini özgürce yerine getirmeleri kavramı ile tamamlanır. Öyleyse üniversitelerdeki bayan öğrencilerin başörtüsünü yasaklamak da laikliğe aykırıdır. "İslam´da başörtüsü yoktur" fetvası vererek yasaklama ise laikliğe iki kat aykırıdır. Çünkü devlet ve siyaset adına din ile ilgili fetva vermek laiklik anlayışıyla bağdaşmaz.
Başörtüsü konusunda İslami açıdan fetva verecek olanlar din bilginleridir. Yani "ulema "... Ve bu anlamda o meşhur söz doğrudur. Bu iş ulemanın yani bilginlerin yetki alanına girer. Nitekim bu konuda bilgin ya da bilgili olanlar görüşlerini söyleyebilirler. Çoğunluk "var" dese de "yok" diyenler de var... Olsun... Tartışılsın.
Bilginler tartışadursunlar, bu konuda herkesin inancı kendine olacaktır.
"Var" diyenler isterlerse örteceklerdir. "Hayır örtemezsin" diyenler ve buna engel olmaya çalışanlar ise suçlu duruma düşeceklerdir. Düşmektedirler...
"Başörtüsü siyasi simgedir" sözü ise bir batıl itikattan başka bir şey değildir. Tekrarlana tekrarlana tartışılmaz bir gerçek haline getirilen bu sözün hiçbir ilmi dayanağı yoktur.
"Başörtüsü başka, türban başkadır. Ninelerimiz gibi takılmasına karşı değiliz, ama bu türban var ya türban ..." diye başlayan cümleleri koca koca adamlardan duymak insanı şaşırtıyor.
Bir defa o sizin türban dediğiniz çağdaşlaştırılmış başörtüsünden başka bir nesne değildir. Türbanla da bir ilgisi yoktur.
Türban, sözlüklere bakılırsa görüleceği gibi başı sımsıkı saran kumaştan bir örtüdür. Kimi bakanlarımızın eşlerinin ve başını örtmek isteyen başka hanımların taktığı bu baş giyiminin, başörtüsü karşıtlarına daha sevimli geldiği de bir gerçektir.
Değerli okuyucum; ne AKP´liyim, ne de AKP yandaşı... Ama haksızlık karşısında susmayı da doğru bulmuyorum. Cumhuriyetin başından beri din ile ilgili olarak yapılan bütün işleri AKP yapmış gibi göstermenin, bu partinin kapatılmasına gerekçe yapmanın hangi hukuk ve vicdan anlayışı ile bağdaşabildiğini de anlamıyorum.
AKP´yi "İslam´da pozitif ayrımcılık yapıyor" diyerek suçladığınız ve diğer tartışmaları da bu boyuta çektiğiniz zaman bütün diğer meselelerin üzerini şal ile örttüğünüzün ayrımında mısınız?
Başsavcının iddianamesi veya Yüksek Mahkeme´nin vereceği karar benim tartışma alanım dışında...
Ama bir kere daha söylüyorum. Laikliği laiklik ilkesi olmaktan çıkarıp bir ideoloji veya din düşmanlığına dayalı bir din haline getirir ve bu dine aykırı davranıyor diye Müslüman dindarlara baskı yaparsanız, sonraki dönemlerde ortaya çıkacak gelişmelere şaşırmayın diyorum.
Cumhuriyetimiz, inançlara saygılı inançsız ile inançsızlara saygılı dindarlar arasındaki yelpazede yurttaşlarımız arasında barışı sağlayan bir ortam oluşturmuştur..
Demokrasi için ve laiklik için gerekli olan, hoşgörü temelindeki bu kültür temelimizdir.
Zaman zaman aşırılar çıksa da bu güzel denge bizim güvencemizdir.
Bu denge bozulmamalıdır...
N. Kemal Zeybek
|
|